ÜST ÜSTE – Ahmet Hamdi Tanpınar

AHMET HAMDİ TANPINAR ÜST ÜSTE

Üst üste ve âdeta sonsuz
Her kıvrımda ayrı yalnızlık
Ayrı deniz,
Ânın, devamın, tekrarın mucizesi
Ve cümbüşü bütün aydınlıkların
Bu musiki dalga dalga yutuyor bizi
Bin sessizliğin aynasından,
Üst üste ve âdeta sonsuz,
Kim bilir hangi akşamların
Uzak ve unutulmuş çatırtısından…

Eşiğinde inkârla ikrarın
Birleşmiş gibi zamanla mekân,
Her şey oluşun lahzasında
Ve öyle kendisi ki artık
Sarktığı uçurumlarda
Bir zihin macerası olmuş varlık!
Bekliyor sanki
Üst üste ve âdeta sonsuz,
Bekliyor bu içten aydınlık geceyi yırtacak
Yıldırımları.

Ahmet Hamdi Tanpınar
-Zaman Kırıntıları-

doğunun gurbetleri – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ DOĞUNUN GURBETLERİ

akşam en güzel masaldır
iyi anlatılırsa

doğru olan herşeyde biraz
öfke, biraz yılgınlık vardır
der, bir kıssa
câm incelince şarap da incelir
yaşam acıdan kırmızıya
ölüm hüzünden beyaza
ve bir gül gelirse
bu yol ayrımından gelir
mutlaka ve nasılsa

kendi elimizle kurduğumuz gurbetten
daha zor bir sürgün yoktur
yaşasak da yaşamasak da
umuda ve sonbahara hüküm ki:
gülün saltanat devrinden
ne sevdikse bugünden
ve ne kaldıysa dünkü
acıyı yakuta döndürsün
hüznü döndürsün elmasa

akşam en güzel masaldır çünki
iyi anlatılırsa

Hilmi Yavuz
-Doğu Şiirleri-

ÇİMEN YAPRAĞI – Halil Cibran

HALİL CİBRAN ÇİMEN YAPRAĞI

Bir çimen yaprağı, güzün
bir ağaç yaprağına kısık bir sesle,
“Düşerken ne kadar da çok
gürültü yapıyorsunuz
siz güz yaprakları!” dedi,
“Mahvettiniz bütün kış rüyalarımı.”

Kendini aşağılanmış hisseden
ağaç yaprağı,
“Bayağı yaratık, ayak takımı seni!
Zevksiz, sinir şey, ne olacak!”
diye karşılık verdi,
“Yukarılardan haberin olmadığı için,
sesin de yüksek çıkmıyor,
müzik nedir bilmiyorsun,
nasibin yok senin güzel şeylerden.”

Bunları söyedikten sonra
ağaçtan aşağı bırakıp kendisini,
toprağa indi, güz yaprağı.

Ve hemen öyle derin bir uykuya
gömülüverdi ki,
ancak ilkbahar geldiğinde uyanabildi –
ama, aa! yemyeşil bir çimen yaprağı,
bir ot olmuştu şimdi.

Ve sonbahar geldiğinde,
kış uykusu yoklamaya başladı onu da.
Yukarılardan güz yaprakları
düşüyordu ağaçlardan.

“Bu güz yaprakları da,
ne kadar gürültü patırtı
yapıyorlar böyle,”
diye söylendi kendi kendine,
“Mahvediyorlar, tek kelimeyle,
bütün kış rüyalarımı.”

Halil Cibran
-Kaçık-

Çeviri: Cahit Koytak