size bıraktığım – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL SİZE BIRAKTIĞIM

o gece troya’da
ırmağın sesini
bıraktım size
kır zambaklarının
zarif düşlerini
mavi hayıtların
çiçeğini bıraktım.

çok şey öğrendim
söylencelerden
uzun saplı gelincikler
öptüm örenlerde
siz bana fırlatılan
bir kozalaktınız.

bir önemi olmalıydı
arınmaların
ida sunaklarında
buluşmanın yalnızlıkla,
bir defne dalıyla
örtüşmenin

budanmış gül
kokusuna büründüm
troya önlerinde
sizi beklediğim gün,
aklım balkanlardan
gelen yağmurla
sürüklenip gitti

hangi maviydi
aldığınız benden,
hangi rüyaydı,
hangi yenilmiş haziran,
o gece işte
son hayallerimi de
bıraktım size!

Ahmet Uysal
-Sonsuz ve Uzak-

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek – Adnan Yücel

ADNAN YÜCEL YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK 3
3.

Ölmeden önce güneşteydi gözleri
İşte bu yüzden
Ölürken ışıl ışıldı son sözleri

Yıllar okyanusta yorgun bir gemi
Ve yaşam
Karada ağlayan bir sevgiliydi

Aşkı sordular her yolcuya
Dostluğu ve içtenliği sordular
En büyük engeller önünde bile
Dağlara karşı hep yürekle konuştular
Ağrı oldular
Kafkas oldular
Toros oldular
Araya giren her yüce dağın ardında
Ayrılıklara karşı inançla durdular

Kapkara bir çığlıktı her umut
Ağlamakla gülmek arasında yaşanan
Çiğneyip yutulan mektuplar kimeydi
Demir kapılara yazılan şiirler
Ve telörgülere çizilen resimler kime

Yaşamak denilen bu yüce şiir
Bir yaz yağmuru değildir insanda
Öyle etkisiz
Öyle selamsız geçer mi sanıldı
Mutluluk denilen o büyük özlem
Bir bülbül şarkısı değildir
Öyle sessiz
Öyle soluksuz biter mi sanıldı

Varsın yeşermemiş olsundu bahçeler
Karlar erimemiş olsundu dağlarda
Hatta çığ başmış yollar ağzında
Hüzün kuşatmış olsundu yürekleri
Tutuşurdu yine bir dal parçası
Kıvılcımlanırdı içten içe
Oyulurdu derin derin
Yanardı bir kuşun ecelsiz ölmesine

Sevdalıydılar suyun ve toprağın aşkına
Tepeden tırnağa inançlıydılar
Düğüm düğüm bağlanan öfkeleri
Yüreği sarsan türküler gibi
Gönüllerde şahlanacaktı bir gün
Ve ilmik ilmik atılan sevinçler,
Toplayıp sonsuz maviliklerden
Özgürlüğü ağzında öpeceklerdi bir gün

Günler boyu çiçekler kırıldı belki
Susmadı tomurcuklar
Haberler salındı dört bir yana
Kimlerdi yanıtsız ölümlerde kalan
Ne sevgi susuzu korkusuzluğadır sözümüz
Ne bilinç yolsulu kahramanlığa
Ey her soruda bin şimşek çakışlı
Her yüzde bin kelebek kalkışı doğa
Bu seslenişimiz yalnızca sana
Yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
Söylenecek sözümüz bitmedi daha

Kıraç topraklara sulak mı denildi
Ateş böcekleri yıldız mı bilindi
Yüründü nakış nakış umutlar diye
Sonsuz ve güzel ufuklar diye
İhbarlar ve ihanetler içinde
Yüründü korkusuz ve yarınsız
Yağmur kalabalığı kurşun üstüne

Hayır
Hiçbir zamanı göstermiyordu saatler
Yavruydu
Çoşkuluydu
Gökyüzüne karşı uçurumlar tutkunuydu
Kirli bir kentin alnında ilk kurban
Okulllardan kırlara bir ezgi
Kırlardan dağlara bir destan
Ve o günkü durum
Her şey ölüm kadar acı
Hangi özgürlüğün açlığıydı bu
Hangi tarihin yarım kalmış inancı

Bütün sesler ihanet tonunda sanki
Bütün gözler ihbar kuşkusunda
Aranıyor ışık-aranıyor su
Yoksul bir kör dövüşü müydü bu
Ceylansız bir av partisi mi yoksa
Işık gün ortasında
Su nehir yatağında
Ey gül kokan zamanın irin yarası
Kuduzluğun bütün salyaları boşuna

Her solukta bir aşkın doru rüzgârı
Her gelincikte bir rengin
Çoğul anlamı koşuyor içimizde
Bir filizlik fidan değil
Bir umutsuz güman değil
Bir doğuştur bu şafak diliyle
Bir ırmak olup sonsuz yürüme
Bir çığ olup yürüdükçe büyüme
Serüven değil-çıkar değil
Baharın sancısıyla düşmüş yüreğe

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
Ne tan atışı doğumların sevincine
Ey bir elinde mezarcılar yaratan,
Bir elinde ebeler koşturan doğa
Bu seslenişimiz yalnızca sana
Yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Adnan Yücel
-yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek-

Freud Amca’ya Rağmen – Yusuf Alper

Fotoğraf Ali Demir' TEBESSÜM BEDEVADIR VERENİ ÜZMEZ ALANI MUTLU EDER

İnsanları hep denedim
İyi olmaya çalıştım, diyor
Çöp toplayan teyze
Kendi kendine

Kimsecikler görünmüyor
Yanında yöresinde
Coşkuyla konuşmayı sürdürüyor

Denedim mi diyorum
Kendi kendime

Denemeden iyi olduklarını saydım
Hepsi iyiydiler sonuna kadar
“Taşıran damla”ya kadar, pes dedirtene kadar
Freud Amca’ya rağmen

Oysa Ece de bilir ve söylerdi ki Freud’a atfen:
“insan kötüdür”
“Kötülük toplumunda yaşıyoruz”

Ve ben doğduğumdan bugüne direndim:
İnsan kötü değildir

Belki kalbime kurşunu yiyene kadar
Göğsüme bıçak saplanıncaya
Bir otel odasında yakılıncaya kadar

Hep iyi olmaya çalıştım mı
Başka şansımın oluduğunu düşünemedim bile
Vurulsam da yakılsam da…

Yusuf Alper
-Özgür Edebiyat, Mayıs-Haziran 2009-
Şiir, Şaire Bırakılmaz! Derleyen: Veysel Çolak

BEKLENEN – Bilgin Adalı

BİLGİN ADALI BEKLENEN

Aynalarda yansıttık ya mahzun yüzünü
Uzun boylu bir gemiye açtığım yelken
kanat çırpmasını bekliyor martıların
sevdayı yaşadığımız günlerden kalma.

Hep aynı çocuklar geçiyor önümden
aynı adamlar, aynı yaşlı kadın
taşların çukurunda aynı yüz hep öyle üzgün
bir ceviz sandığa koyuyor öyküsünü.

Önce bir portre: pantolon giymek yasak.
Çaresiz kapatıyoruz şiiri de sessizce
şimdi bir bekleyişin dul kızlarıyız
elbet rüzgâr çıkacak, saçlarımız savrulacak.

Bilgin Adalı
1980
-Eskimeyen Yüreğim-

Sabahın Sütü – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN SABAHIN SÜTÜ
Sabahın sütü taze aydınlık
bunu söylemek istiyorum
yalnızca bunu
bırak üstünden bir gece geçsin
yaşananların
dönüp ertesi gün bak
sabahın sütüyle
görünenlere

rüya ne kadarını yıkamış
zaman ne kadarını almış içine

tanelenen serinlikte
kazandığın mesafe
hayatın devrettiği
ertesi güne

Murathan Mungan
2007
-bazı yazlar uzaktan geçer-