VE BAŞLIYOR GÜZELLİĞİM – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU VE BAŞLIYOR GÜZELLİĞİM

bu gece
yatağıma oturup saatlerce şiir okudum
Aynur on yıl öncemin kaygılarıyla
sıcak ve tedirgin uyuyordu
ben yağmuru çınar ağaçlarını
ve hayatımı düşünüyordum

hep acemisi kaldım hayatın ve kadınlığımın
gelenekler utançlar aile bağları
salı pazarı hafta sonu komşulukları
bayramlar, musluktan biteviye damlayan su
bir yanıt gibi tükenmelerime
mutfağın içime sinmiş buğusu

uzun kış gecelerinde dalgın uyuyan
donmuş bir nehrin durmayan akışından
içten içe eriyip
sonra birden ansızın nasıl çatlarsa buzlar
hayatımın kalıpları öyle kocaman
ve sessiz bir çatırtıyla kırıldılar

şimdi penceremde gökyüzü alabildiğine geniş
çatıda çırpıntısı yağmurun
iliklerim titriyor bazen
bazen dehşetli korkuyorum

ama içim sıcacık yeni bir şeylere başlıyorum galiba
benim olan, utançsız ve gerekli bir şeylere
ilk sevgilime yeniden aşık olmuş gibiyim
o çınar ağacının altında ellerimi ısıtıyor ellerinde
şiire
ve hayata başlıyorum

Ayten Mutlu
-Dayan Ey Sevdam, 1984-

 Görsel: Christian Schloe

SANILAR – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN SAYIKLAMA

Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir

Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
Belki de anılarını deşiyorsun bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi bir elma yemeyi kurarak
Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin

Mahpus gibi tutsak gibi belki köle gibi
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir
Belki de kendini bağışlamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır

Afşar Timuçin
-Akşam Türküleri-

OLUŞUM – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT OLUŞUM

Binlerce kuş kanadı
kırmızı açıyordu arılarla

binlerce yudum gelincik
başka bir yolun yolcusu
yürüyordu ovalardan ovalara

aydınlanıyordu geceyi tutan dam
dökülüyordu alnımızın defnesi
eski kulenin kıvrımlarına

ve aynalar içi sarayından
sağ koluyla mayısa dayanmış
denize bakıyordu biri
tut ki bir yasemin dalı
gibi uzatarak başını
ev oluyordu sokağa cam oluyor
kuşkunun toprağına ayak basıyordu.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

NEYİM OLURSUN? – Hasan Hüseyin Korkmazgil

HASAN HÜSEYİN NEYİM OLURSUN

ellerinle biçip dikip yolladığın o külrengi gömleği
koklayıp sıktım göğsümde
ve geçirdim sırtıma
sağlı sollu iki de cep
hem de kapaklı
sağdakinde sigaram ve defterim
soldakinde mektupların

dikenlitel yumağına serçeler konmuş
mendil kadar günışığı
çırpınıp durur
tellerde
tadına doyamadım köftenin
kirletmeğe korkuyorum mendili
bir de beklemiyor musun beni dışarda
sen benim gayrı neyim olursun?

Hasan Hüseyin Korkmazgil
1984
-Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin-