GEZGİNİM, BOYNUMDA İPİM – Haydar Ergülen

haydar-ergulen-gezginim-boynumda-ipim

I.
sözlüklerden çıkarıldım
ayakları ıslak gözleri bulutlu diye
bir uğurlama -her resmin altında bulunur-
‘güz güneşlerinin ardına takılıp gitti
sessiz albeniler taşıyan ince sesiyle’

kederliyim odasını sayıklayan bir gezgin gibi
alnım henüz hazır olmasa da kedere

güz bakar çatık kaşlı bir resmin ortasından
ovadaki atlıya yayalara dağınık odalara
usul usul kendine yazılan gezgin
üç şeyi geçer gider sessizce
adını unutur önemsiz küçük bir ayrıntı
aşkı yoktur ya yitirmiş
ya boğmuştur yasını tuta tuta
eğilip kenti sormuştur uzak mı
kendisine benzettiği bir yolcuya
denizden yüksek olsun dizlerim ağrıyor da

ister suya baksın ister yıldıza
yolunu sormaktır gezginin büyük suçu
eskiyince içinde yürek denen pusula

II.
gezgin miydim şaşkın mı vakitsizdi gidişim
göğsüm acıya acıya uzayan suskunluğumdan
orada her şey eski dantelalar gibi bir yandan
kentin sesini ördü göz göz tüketirken kendini
… bir kapı pencereler dört duvar
iç-devrimler: küçük evliliklerin nöbet değişimi
sandıklarda saklanan ölümün yanlış sesi
bir çocukluk yine bayraksız gömülüyor
kan dönüyor çıktığı karanlık bayraklardan
gördüm bir kum saatinde inceliyordu vakit
gün çoktan bitmiş taşla kapatılmış sular
kapı açık işte caddeler boş duraklar kalabalık
kötü şarkıları onurunu faize yatıran yazılı tarihin
inceliğin bedelini çoğaltan solmuş çiçekler
çiçekçiler yani ölü satan morgu bitkilerin
sinema koltuklarında binlerce cenin
gazetelerde leke şişelerde saydam sarı ve ölü
işte döner ve bira: aşkımızın ödülü
ve kara kimlikleri karada boğulan gemilerin…

durdum zamana baktım bir resme bakar gibi
gökyüzü çıplaktı ses çıplak ölüm ve hayat çıplak
gözlerim acıdı bir gözlük aldım
acılar kırılsın diye koyu bir gözlük aldım
yalancı bir yüz gibi gülümsedi cebimdeki fotoğraf
kimliğim ağır geldi kirli sulara attım
yüzümü gördüm kaçakların tozlu resimlerinde
şapkamı çıkardım kendimi uğurladım

III.
sabah uyanınca yollara bak ağaçlara
her dala bir gezgin iliştirilmiş yanlış iplerle
telaşlı bir kuşun boynu soluyor birinin üzerinde
dalı kırık ipi kısa kendi yok
son haberlerde yalnız sana bildirilecek
‘adı bilinmeyen bir gizli işsiz
yitiklere karıştı boynunda uzun ipiyle’

beni sen bağışla yaşıma ver
saçlarımı tut yine eksikliğimden
bir harf çıkar çengelini karala
muska gibi durmasın boynumda ölüm
ölümü bir ipin ucunda hiç düşünmedim

kırgın değilim dalları kırmaktan
sırayı bozdum iş çıkardım ölüme
kuçük sulara yazdım unutulan sesimi

soruyorum boynum sığmaz oluncaya ipime

ey sevgilim sen söyle vakti değil mi
bir fener olup yanmanın kimsesiz denizlerde

Haydar Ergülen
1982
-Karton Valiz(Dergilerde
Kalan Şiirler)