GÖÇEBE – Sabahattin Kudret Aksal

sabahattin-kudret-aksal-gocebe

Bozdu havalar, uğursuz bir rüzgâr
Sallar durur çatımızı,
Hani ocak, dipsiz ambar, düş kiler,
Sürdük boşa atımızı.

Yoksun torbamız sırtımızda şişkin,
Çıkmaz sokak kapımızda,
Yersiz yurtsuz, işi yok, sayrı, düşkün
Savruluruz tipimizde.

Ana, baba, çocuk, karı, kız, kardeş,
Söyleşiriz bütün gece,
Bir somun sıcak ekmek, biraz güneş,
Erir gider gün geçtikçe.

Konmayız, konaklamayız, göçebe,
İçimiz dışımız hurda,
Güne çıkmamış eski sazlar gibi
Büzülmüş, sarıyız kırda.

Kimimiz ırgat, sürücü kimimiz,
Batak ova, pamuk, pirinç,
Gün olur, kıvrılan dağ yolundayız,
Çil yavrusuyuz, yaşlı, genç.

Ağaç buluruz tüneriz dibinde,
İşte yaprak, işte dal, kök,
Dumanımız tüter gece kabında,
Uyuruz, kuşanırız gök.

Sabahattin Kudret Aksal
-Çizgi/Bütün Yapıtları-

Görsel: Fikret Otyam

aşk imiş – Adil İzci

adil-izci-ask-imiz-xi

XI
Uyan da geçsin artık dünyamızın yarı ölümü
Gözlerim kamaşsın yine gözlerini öpünce

En güzel aşk özgürlükmüş: Yan yana ve ayrı!
Gör ki ben de göreyim sana her döndüğümde.

Kitaplara göre bin bir türü var ya ağaçların
Kuşların suların rüyaların da. Onları

Bulayım sabırla. Sonsuz aydınlıkta hepsi:
Gelip indikçe gözlerine öyle çok sevineyim…

İşte doğa gibi sarıp sarmaladın ya yine
Sen varken de bahar diye tutturmam artık…

Adil İzci
-“aşk imiş”-

şarkısız sözler – Tuğrul Tanyol

tugrul-tanyol-sarkisiz-sozler

~Fakat içimde şarkı bitti
Cahit Külebi~

tüm şarkılar beni bırakıp gitti
yalnızca sözler kaldı geriye
bir delikten bakmak gibi içeriye
ürperti! artık avuçlardadır

ürperti ruha geçtiğinde
bir delikten bakmak gibi içeriye
tüm şarkılar beni bırakıp gitti
gözün gölgesi düştü belleğe

bellek göze yaklaştıkça büyür
uzun bir yola gitmek gibidir
kalbin sesini duyarsın durmadan
yalnızlık oradan çıkar gelir

şarkı kulağı terk edince
artık yalnızca boş bir sestir
bir ilahi bir ilahiyi çağırır
hayata son bir kez bakmak vardır

tanıdığımız dünya
belki gene orada
belki ben yokum, belki
bir şarkı çalıyor hâlâ

dokunmak gözle başlar
… sonra söz girer araya

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

senin perde perde açarak – Hilmi Yavuz

hilmi-yavuz-sesin-perde-perde-acarak

senin perde perde açarak
hiçliğe doğru inişin
kopuşun açtığı yara;
yokluk atına binişin…

her kopuş bir hafakan!

kararıp hüznüme benzedin
fırtına, bora, uragan…
kalbinin göğsündeki güneşten
koparıp aldığın merhamet nerde?

kendine bir keder tasarla!

derken, soğuk şeyler, bitkiler
derken cemâdat, nebatat…
neden varılmaz oldun ey Sırat?
dünya, kanamalı bir hastaysa eğer

nedir ömre biçilen varidat?

bahçelerde kendini araya
araya ne buldun?
var’la aldattın yokluğu
ve sanki bulduğun her kalbin
içinde bir mâverâ…

yara, yara, yara…

Hilmi Yavuz
-yara şiirleri-

Yemekten Önce Okunacak – Betül Tarıman

betul-tariman-yemekten-once-okunacak

kıştır yemek pişer
pütürlenir ekmek tahtası
eskitir hafızayı haliyle
anne söylene söylene
kaşlarını çatar vişne hoş-abı sade pilav arasında
mutfakta yalnız kalınca

mutfakta yalnız kalınca
anne sıcak sudur
yorulmuştur saymaktan evle arasındaki mesafeyi
kuraldır baba beklemek demektir
yemeğin en iyi tarafı ona verilecektir

baba beklenir şiirdir pusuda durur
kahvaltı sofrasında sofra düzenli
hanımın saçı dağınıktır
bir tel tabağın kenarında
üzerinde bir ipekli en salınımlı haliyle
utançla sol el etek düzeltir

pervasız esen rüzgârdan eskidir hanımın sesi

bey eve gelir askılık ona bakar
omuzlarında atkısı yılların
ayakkabı kenara alınır ve olup bitenler
toz uçar hanım toza alınır
arada bir hanımın hülyalı gözleri
kara böceğe takılır
arada bir hanımın topuğunun sesi tık
komşu evden bey evine
sakız böreği tepsiyle gider
beyin elleri yemeğe müsaade ister

tada varmanın kalabalıklığıdır erkeğin sesi

bey demek bir harfi boğaza tıkmak
bardağa suyu koy
yemek bitti çayı demle demektir
erkek evde süs bitkisidir susar
haber izler gazete bakar
arada göz ucuyle gözleri hanımın bacağında
anlamasın diye çocuklar
çocukların odaları arka bahçeye bakar
zira eskimiştir döşeme hanımın altında gıcırdar

Betül Tarıman
-ağır tören-