ÇIPLAK EV – Dilek Değerli

dilek-degerli-ciplak-ev

~Bir kadın sesi gizlice tınlıyor çöken karanlıkta,
evin eşiği üzerinde.
Cesare Pavese~

Üşüyor duvarları, boş evin
kanıyor kesik anılar
karanlık camların belleğinde.

Sokağa atılınca
bedenlerini öldüren giysiler ve
ölümcül bir düşe çivilenen resimler,
sarardı delik deşik tüllerin benzi.
Yağmur boşalınca gelinliğin koynuna
döküldü içimdeki siyah gelincik.

İncitilmiş ve çeliklenmiş kalbimin
metal kokan gri zehriydi,
odanın kustuğu
kağıtlarını sıyırmış duvarlara.

Bir çekmecede unutulan
akrebi düşmüş bir saat miydi gençlik
yoksa gözlerimi kanatan
bir ateş fırtınası mıydı?

Çıplak ev sırlarını döküyor
sokak köpeklerine.
Hayatı eritiyor boy aynasında
kırık dökük bir ova sarısı.

Dilek Değerli
-Yorgun Ruhlar Korosu-

(C) Steven Meyers

Bir Kayığa Biner Geceleri – Gülten Akın

gulten-akin-bir-kayiga-biner-geceleri

Tadını, yağmura duygulanmanın
Paylaşır kuşlarla biri gizlice
Gülmesini tutamamış bir sincap
Sallanır utanç bahçesinde

Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

Uzun sokakların ucunda evleri
İlk denemelerden geri dönülmüştür
İtildikçe içe, durduğu bilinen
Bazı dostları yitirmeye gidilir

Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

Bir kayığa biner geceleri
Sığlıkta o kadın tek başına
Dua biçiminde inceltir korkuyu
Sunar içtenliksiz, tanrısına

Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen.

Gülten Akın
-Sığda-

Görsel: Christian Schloe

AVUNTU – Oktay Rifat

Christine Ellger http:/www.tuttartpitturasculturapoesiamusica.com;

Denizin tentesi altında
güneşin şıpırtısı yetiyor bana,
etimi veriyorum gecemi alıyorum
aynama bağlayınca rüzgârın
avunmaz çığlığını
siliniyorum gözden:
Bir çarşı ayaküstü
gölgemle avunuyorum eski.

Kaşını yeniden çat yeşile başla
korkularıma gir çık,
çileli saçlarının ardında
kuşların didiklediği
bir kadın başı tepsimde kesik,
sen misin yoksa,
gözlerinde bir avuç arpa.

Onların makası kör
onların taşları kenar yollarda
bir iniltiye dönüşüyor akşamla,
buğday tarlası paramparça
camları yeni taktırdık
bir gelincik gökte bulutlar arası
içimde bir uçurtma.

Gün dün geceye dönerken
dalları leylak suda
yazın sandalı çiçekleniyor,
çiçeklerini topla,
arkadayım ayakta
yeke tutunuyorum ayakta
dümen suyumda,
avunuyorum başka
avunuyorum eski

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel
(dışarda kalan şiirleri)-

 Görsel: Christine Ellger..

Aşk İmiş – Adil İzci

adil-izci-ask-imis-i

I
Peki üstümüzde pır pırlarken görelim
Ya sökün etmediği günler serçelerin?

Ah bundan mı bulunurdu eski evlerin
Göz değen her yerinde bir yuvaları –

Ölüm ki yakınımda dolanıyor çoktandır
Her korktuğumda beni gözlerine sakla.

Suyum ya ben de sana ıssız kırlarda
Sonsuzluğa karış diye yıkanır yıkanırken.

Her rüyadan uyanılır: Ama dokunmadığım
Bir teli bile kalmadı yine saçlarının…

Adil İzci
-“aşk imiş”-