Nazım Hikmet

nazim-hikmet-bursa-cezaevi1943

***
Köprüden, emanetçi Nuri Efendiye verip
bir servi sandık yollasa bana memleketim İstanbul
bir gelin sandığı.

Çınnn! diye çıngırağını çınlatıp kapağını açsam :
“İk,i top şile bezi
iki çift bürümcük gömlek,
kılaptan işlemeli mermerşahi mendiller,
Edirne sabunları,
tülbent torbalarda lavanta çiçeği,
ve SEN” çıksan içinden.

Yatağımın kenarına oturtsam seni,
kurt postumu ayaklarının altına yaysam
ve karşında elpençe divan durup
boyun büküp
vâlih ü hayran, baksam yüzüne.

Vay, anam, vay, ne kadar güzelsin.
Gülüşünde İstanbul’un âbuhavası,
İstanbul’un lezzeti bakışında.

A benim sultanım efendim, izin versen
ve cüret edebilse Nazım Hikmet kulun
koklayıp öpmüş gibi olacak yanağını İstanbul’un.

Fakat sakın
“Gel yanıma” deme bana.
Elim eline değse daynamam
şakkadak düşer betona
ölürüm gibime geliyor.

…..
…..
Ne tuhaf şeyler yazıyorum sana sevgilim.
“Seni Seviyorum” diye telgıraf çekmek varken düpedüz.

Nazım Hikmet
1945
-Yatar Bursa Kalesinde-