ALLAHIN ÜVEY ÇOCUKLARI – Yılmaz Odabaşı

yilmaz-odabasi-allahin-uvey-cocuklari

“Ve kalır kahverengi saatler, hiç bilinmeyenler.
Bir çağı getirdiğimiz, süresiz kanattığımız.
Kalır elbette bunlar, daha fazla değil;
bu soğuk dünyamızda yanıtsız kaldığımız…”
Edip Cansever
Biz faillerini kalplerinde taşıyanlar
Biz allahın üvey çocukları, arkasızlar.

Biz hayata tenha bir ırmak gibi katılanlar;
her yerinden sökülüp, her şeye katlananlar.

Biz sökük düğmeliler, şezlongsuzlar, şarapsızlar
Biz kozalarından kovulmuş ipek böcekleri.

Biz meçhul ve kara kişiler.
Biz yolcular, mazlumlar, çardaksızlar…

Biz ışıkla sözün tılsımında
ve sabrın yankısında saklananlar,

Biz sesinden başka sokağı,
düşünden başka vatanı olmayanlar,

Biz yağmurlarda şemsiyesiz yıkananlar
yakılanlar, yakınanlar

Biz lanetli kişiler, ötekiler;
Biz türkü söyleyenler!

Biz sürgünler, kefensizler;
biz aylak günlerin upuzun şarkıları.

Biz biat etmeyenler!

Bütün namlular bize göredir.
Bize göredir çarmıhlar, mezarlıklar;
bize göredir yalnızlıklar.

Biz şehre duyurulan bir kara haber.
Biz bütün ölmüşler, gömülmemişler.
Biz yazgısında gül bitmeyenler.

O seslerin içinde sestik bir zaman.
Yankısı boğuldu, suflesi yalan.
Biz de o düşlerin içine düştük bir zaman.

Yanıtını çaldırmış sorularız biz!
Yanıtını çaldırmış sorularız biz!

Yılmaz Odabaşı
-Ey Hayat-