KORKUM OLUYOR GİDİŞİN – Afşar Timuçin

afsar-timucin-korkum-oluyor-gidisin
Ayın beyazına sindi
Uzak deniz kuşlarının
Kanatlarının kokusu
Seni bir daha görememek
Korkusu birazcık dindi

Ah bu benimki
Uzak denizler tutkusu
Gibi uzun bir sevda
Kır zincirlerini çabuk gel
Diye çağrılar çıkaran
Bakışının güzelliği
Bilmez ki zincirlerim yok benim
Ben kendime çakılmışım
Kocaman çivilerle

Korkum oluyor gidişin
Sen benim uzak ülkem
Kaygılarımın içyüzü
Benim sonsuz derinliğim
Sokağım evim yurdum
Yalnızlığımın kıyısı
Sevgilim

Afşar Timuçin
-Arınmalar-

KÜÇÜK RESSAM – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-eyubolu-kucuk-ressam

İçimde renkler uçuşur
Al yanar yeşil tutuşur
Ne sihirdir ne keramet
Ne de el çabukluğu marifet
Bu bir ressam oğlu ressam işidir
Sağ yanımda usul usul
Morla turuncu konuşur
Beri yanda kuzgunî siyahlardan
Ödü patlamış beyazlar
Ötede çil yavrusu gibi dağılmış pembeler
Kenarda yüzlerce senedir
Özlediği kahverengine kavuşmuş bir sarı
Beride Bursa çinilerine değmiş
Yunmuş yıkanmış bir memleket rüzgârı
Bazan ılık bazan serin
Işıl ışıl yanıyor mavilerin
Dilerim Allahtan dert görmesin
İki kocaman çiçek gibi açılmış gözlerin
Minicik ellerin.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Dol Karabakır Dol-

Dökülüyor Yaprakları Gecenin – Yasin Erol

yasin-erol-dokuluyor-yapraklari-gecenin

Ey, sevdanın gizemiyle büyülü
Demir çarık demir asa’lı gezgin
Umudun babası direncin oğlu
Göğe direk vurmalara çırpınan

Dökülüyor yaprakları gecenin
Çırpınıyor deli rüzgâr tepede
Umut çırpınıyor yufka yürekte
Karanlıklar arasından fırlayan
Günün ilk ışığı göğü yarıyor
Düşmana, zulmedene yalınkılıç
Sevdaya dörtnala süren atını
Mavi umutlarını koy yüreğine
Ateşle sönmesin közü

Ey, sevdayı yaşam bellemiş gezgin
Aşkı savaşa döndüren
Sevdaların gizemiyle büyülü
Demir çarık demir asa’lı gezgin
Büyüt umudunu direncini hüznünü

Yasin Erol
-Kanayan Şiirler-

Her Aşk Yeşertmiyor Kadınları – Yasin Erol

yasin-erol-her-ask-yesermiyor-kadinlari
eğer beni sevseydin
işte ben bununla yetinirdim
şiirlere uğramaz
sana gelirdim
avuçlarımda ağaçları büyüten bir su olurdu
her aşk yeşertmiyor kadınları

gün gelir sen de terk edilirsin
bakıldıkça büyüyen bir aradan
birer birer çeker gider iyimser duyguların
bir de bakmışsın çalı çırpı olup
bir anda kaplamış yüreğini yalnızlık
olanları anlamana
özel bir dalgınlık bile yetmez
nereye baksan sislenir zaman

sana terk edilen insanların
akşamüstleri kullandıkları hüznü getirdim
başını çocukça yana düşürmelerine
katlanacak omuzlar getirdim
sana nehir kenarlarını
ağaçlarda büyüyen ıslıklardan getirdim
bir düşünsene
içimizde yalnızlıktan başka ne iyi büyüyor ki
sözcükler çocuk gibidir
kırmadan büyüt onları
şimdiden yüreğine
kendi ellerinle bir şiir yetiştir

Yasin Erol
-bu aşk öykü tutmaz-

 

sebepsiz sevinçler işte – Mehmet Sadık Kırımlı

mehmet-sadik-kirimli-sebepsiz-sevincler-iste

kar yağınca beni dizlerinde uyutan
kemençe sesiydi annem

seslensen bana şimdi dokunsan bir de
ahşap düşler içinde kapısı kapalı
çöle dönüşüyor gövdem

dallara asılı basma giysileriyle hayat
uzun ve kısa yolda her yanı oynak çingene
sağa sola koşarak penceremde oturan allı
yeşilli dünyam

ayrılığı uzaklardan eve taşıyan akrep
ve yelkovanı kırık bir saat zembereğiydi
babam

sabah akşam iki dudak arası türküyle yırtık
mektup olurdu bize oyalı tülbent’e sarılı ablam

hep yanımdaydı toprak su ateş ve keder…
gölgeler gövdesi olmayan birer yarış atı
kuşların kahkahaları kulaklarımda davul tozu
adres bildirmeyen öfkem çil yavrusuydu dağıldı

yeniledim kendimi çiçeklerden edindiğim giysiyle

fark ettim ki dünyaya geliş nedenim hiçmiş
gidiş nedenim henüz belli değil, adı hüzün
şimdi günün çileli ezgisiyle kol kola eğleniyoruz

yüzümde sebepsiz sevinçler işte…

Mehmet Sadık Kırımlı
-sebepsiz sevinçler-