Can Yücel

can-tucel-badem-agaci

Datça’da duruyorum yatıyorum
Sabah kalkıp kapıları açıyorum
Bütün herkes geliyor
Serçeler kumrular İsa çiçekleri
Bulutları çağırıyorum geliyorlar
Gökyüzü çok fena mavi
Yürüyemiyorum ayaklarım yok
Sanki bir ruhum
Sanki bir bademağ’cıyım
Benim çağlalarımı yiyin
Bir kadeh rakıyla
Dünyada Can’ın yaşadığını hatırlamak için
Şerefinize

Can Yücel/Peninsula
-maaile-

BİTMEMİŞ ŞİİRLER – Turgut Uyar

turgut-uyar-bitmemis-siirler-ii-osman-hamdi-bey

II
İşte Elâgözlüm, sırılsıklam
Boğazıma kadar aşka batmışım.
Ne kadar şarkı dinlemişsem ömrümce
Hep senin niyetine tutmuşum.
. . . . . .
Yuvarlak bir çift bilek,
Bir sedef tarak, bir yelpaze.
İpek elbiseler altında tiril tiril
Yüzlerce yıl evvel bir esir pazarında,
Kılıç gölgeleri altında, bir civan taze.
– Güzeller güzeli Zehra, işte
son ganimeti bir saltanatın,
Altmış bin altın…

Değer sultanım, Elâgözlüm değer,
Sevda, tatlı şimşeği beynimizin.
Başbaşa fotoğraflar, mendiller
Bir keman taksimi hazin hazin
Ağlamak saatlerce,
Yılllarca ağlamak.

Bir güzel yaz sonu Kandillide,
Bir ince yağmur, bir zarif şemsiye,
Zaman dursun, dursun da seyredeyim.
Ürkek bakışlarla postahanede,
Uzaklardakine bir kartpostal,
-12 eylül……… sevgilerimle.
. . . . . .
İşte Elâgözlüm sırılsıklam,
Tepeden tırnağa sevdalıyım.
Başıboş aşka bırakmışım kendimi,
Neyleyim.

Turgut Uyar
-Türkiyem-

Görsel: Osman Hamdi Bey

BİR ÖĞLESONUNA FISILDANAN – Georg Trakl

georg-trakl-bir-oglesonuna-fisildanan

Güneş, sonbahara özgü çekingen ve cüce,
Ve meyveler düşer ağaçlardan.
Sessizlik ses verir mavi mekânlardan
Hüzün öğlesonu saatlerinde.

Ölüme ilişkin madenden sesler;
Ve devrilir beyaz bir hayvan.
O kaba türküler esmer kızlardan
Yaprak dökümünde sürüklenip gittiler.

Duyumsar da çılgınlığın tatlı kanatlarını
Tanrı’nın alnı renkleri düşler.
Gölgeler bir tepede döner ha döner
Çürümenin simsiyah kuşattığı.

Alacakaranlık huzur ve şarap dolu;
Hüzünlü gitarlar su gibi akmakta.
Ve sen geri dönüyorsun sanki rüyada
İçerdeki yumuşak lambaya doğru.

Georg Trakl
Avusturya(1887 – 1914)

Çeviri: Gertrude Durusoy-Ahmet Necdet
-Dünya Şiir Antolojisi I-

Nazım Hikmet

nazim-hikmet-yagmurun-altinda
* * *
Kadınım Brest’e kadar benimle geldi,
indi tirenden peronda kaldı,
ufaldı, ufaldı, ufaldı,
uçsuz bucaksız mavilikte buğday tanesi oldu,
sonra raylardan başka şey göremedim.

Sonra, Leh toprağından seslendi karşılık veremedim.
“Nerdesin gülüm, nerdesin?” diye soramadım,
“Yanıma gel!” dedi, yanına varamadım,
hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren,
boğuluyordum kederden.

Sonra, kumlu toprakta kar parçaları çürüyordu,
sonra, birden anladım ki, kadınım beni görüyordu,
“Beni unuttun mu, beni unuttun mu?” diye soruyordu,
baharsa çamurlu çıplak ayaklarıyla gökyüzünde yürüyordu.

Sonra, yıldızlar inip kondu telgıraf tellerine,
karanlıksa yağmur gibi çarpıyordu tirene,
kadınım telgıraf direklerinin altında duruyordu,
koynumdaymış gibi de yüreği küt küt vuruyordu,
direkler gelip geçiyordu o kımıldanmıyordu yerinden,
hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren
boğuluyordum kederden.

Sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun yıllardır bu tirende yaşıyorum.
– ama, bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ şaşıyorum –
ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek
sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna uzaklaşıyorum
ve hasretlerini etimin içinde işleyen bir yara gibi taşıyorum
ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere yaklaşıyorum.

Nazım Hikmet
Mart 1960,Akdeniz
-Son Şiirleri-