DOSTLUKLAR İÇİN DÜZYAZI – Cemal Süreya

CEMAL SÜREYA DOSTLUKLAR İÇİN DÜZYAZI (2)

Erkekler arasındaki dostluklarda
Av anlaşması da var.

Kadınlar arasındaki dostluklar…
Siyah ve yer yer yıldız ışınlı
Bir kumaşın arkasında
Usulca dönen bir çiçek düşünürüm.

Biri lambayı avucunun içiyle kapar
Dünyanın ucunda sözcükler düşünürüm,
Berrak burun delikleri havada biri
Savunma ve içdökü koklar.

Savunmanın binbir gizi
Düzgün açılmış sigara paketleri
Ayakta duran pantolonlar,
Anılar ortalıkta dolaşır ve karmaşır.

Kurtarılmış zamanların
Sonsuz çay içilen
Oturma yerlerinde onlar
Dayanıklı ve yaklaşılmazdırlar.

Hele çocukluk dönemi dostluklarını
Güncel tutmayı bilen
Yaşlı kadınlar!

Kadınlarla erkeklerin dostluklarında
Kadın payı oldum bittim ağır basar
Dönmektedir yine o savunma çiçeği
Yine kumaş yine içdökü;
İnsan ilişkilerinin doruğunda
Patika erkencisi
Ve çekingen bir tılsım var,
Öğrenilse de hiçbir zaman çözülemez.

Kadınlar uçtadırlar,
Hele evli kadınlar.

Cemal Süreya
-Sıcak Nal/Sevda Sözleri-

ANNEM ÇAY DEMLEMİŞ YİNE – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ANNEM ÇAĞIRIYOR ÇAY DEMLEMİŞ YİNE

Kuş olsam kanadım borç,
Çiçek olsam dalım suç.
Durulmuş su gibi hayat, çamuru dibinde saklı
Elini yıkasan yüzün kirli kalacak,

Ben daha yola düşmeden
Kovuldum toprağına basmadığım kentlerden.

Hiç kimse annem gibi çağırmadı hayatta
“Gel yavrum çay demledim
İçelim” diye.

Gitmek gerekiyor günü gelince,
Hep aynı bahçenin taş duvarıyım.
Gücüm yeter kendimi yıkmaya elbet
Tenime tırmanan sarmaşıklar olmasa.

Anladım sustukça dilim ağrıyor
Anneme uğrayıp çay içmeliyim.

Bir yolculuk düşlüyorum yine her yanım Ankara
Ne tuz kokulu körfez
Ne taze sabah çayı
Çok İzmirsizim,
Burda her şey mesai, tıkır saat şükür akşam
Attığım her adımda
Siliniyor önceki ayak izim.

Bir akrebin kuyruğunda dönüyor dünya,
Yediğin içtiğin değil sadece
Gördüğün, duyduğun zehir.

Annem çağırıyor yine
“Çay demledim, gel” diye.

Barış Çelimli
-Uçuruma Düşen Serçe-

Sonbahar güzeldir – Ahmet Ada

AHMET ADA SONBAHAR GÜZELDİR

Sonbahar geldi mi, sokaktan kırlangıçlar çekildi mi, deniz sokulur ev içlerine. Önce balıklar girer. Palamut istavrit hamsi ve ötekiler. Sonbahar sararıp sarkar duvarlardan. Kırlangıçlar nereye uçarlar? Divanelik işte sabah esintisi. Yüreğimde çentikler açar. Sonra kırlangıç uçuşlu yağmur yağar, deniz kenarına gider, gür örtülü bir ağacın altına sığınırım. Düşlerle aydınlanır gün, açılır bulutlar, deniz, yağmur, rüzgâr karıştırır düşüncelerimi, varlığımı hissederim çığlık çığlığa uçan bir kuşla. Yaralı bir balığın suda çırpınışı olurum.
Güzeldir sonbahar – som acıya gönderse de ruhumu.

Ahmet Ada
-yağmur başlamadan eve dönelim-