Bir Yaşgünü İçin İçdökümü – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ BİR YAŞGÜNÜ İÇİN İÇDÖKÜMÜ

Gözlerinin aklarından dökülürler sokaklara
Her sabah işe giden çocuklar
Saçlarının kıvrımlarından kayarlar güle oynaya
Bağırışları karışır kentin bulvarlarında
Egzozlarla zehirlenen yaprakların hışırtısına

Sen o yaprakların altında beklersin
Saçlarında çocuk ağızları, kavun ve kirazlar
Bir hayatın en güzel rastlantısını.
– Hayatım bir çile yündür
Bacaklarım birer şiş
Her adımda bir ilmik örülür –

Sana yaklaşınca yaklaşırım Dünyaya
En güzel sesleri süzülür
Kirpik tuşlarına dokunduğumda,
Yüzünde karşılaştığım sanat
– En eski arkadaşım –
Hiç tanımadığım biri gibi
Durmadan şaşırtır beni.
Yemekler lezzetlenir
Yüzünün ışığı düşmüşse üzerlerine
Gözlerinin aklığında oynar çocuklar
Kediler gibi rarra rurra
Sevgiyi ilk kez gören bir çocuğun sesidir rakrak
Akşam olunca iner yatağına.

Yağmurlar yıkar bütün gece
Kentin en büyük alanı olan gözlerini
Sabahları yüzündeki sistir
Gemimi bağlayan yatağına
Sokaklarda trafik kilitlenir
Kol kıvrımından ayrılamazken dudaklarım.


İşte böyle geçti yıllar, daha da geçer belki
Bir insana alışmak, çaya, müziğe, bir filme alışır gibi
İki kişi arasında kendine yer açması bir duygunun.

Boşluğa kurulan bir yuvadır o
Yılbaşında kestaneli hindilerden
Hayatıma karışan bir hastanenin nöbet odasından
Deniz kıyılarından, kitaplardan taşınan çerçöple
İçinde hayat yumurtası büyütülen.
İçte titiz bir anne gibi
Onu bir toz birikintisi sanıp süpürme isteği.

İşte böyle geçti yıllar, daha da geçer belki
Boşluğa kurulan o yuvaya taşıdıklarımızla
Acı ve özlemlerimiz
Geçmiş ve geleceğimiz.

Turgay Fişekçi
-Yitik Bahar-

KADİM BİR KEDER – Oya Uysal

OYA UYSAL KADİM BİR KEDER

Uykusu kaçan sokak sokulup konuşurken geceye açılan pencereyle,
durup seyrettim ışıkları sulara dökülen şehri,
dalıp, bir ân’a sığdırdığım hayatımı.

İçten içe bilip de bilmezden geldiklerim,
kendime söylediğim yalanlar ve beni tutup sarsan
parmakları gerçeğin
-gerçek ki soyunur yatardı koynunda yalanın-
hiç kimsesiz ruhum mu sevdi acıyı,
beni ben kılan acı mı ruhumu

hayatın kurduğu tuzak değil, kanımdan olanın ihanetiydi,
günahın dağıttığı yatakta
yıkılan ocağın külleri…

Ey rüyayı hayra yoran kahin! Eli vicdanında kim kaldı ki söyle,
kahraman yok, kandil sönük, tanrı ölü,
yaptığı yanına kalan suçlu,
masuma ödetilen kefaret
ve kalbinde zamanı durduran aşk ki
hicran
taşa kazınan kadim bir kederi okuyup, hıçkıran yıllar.

Uykusu kaçan sokak sokulup konuşurken geceye açılan pencereyle,
durup seyrettim ışıkları sulara dökülen şehri,
dalıp, bir ân’a sığdırdığım hayatımı.

Oya Uysal
-Akatalpa Haziran’16-

BOĞAZ’DA KÜÇÜK TEKNE – Atilla Birkiye

ATİLLA BİRKİYE BOĞAZDA KÜÇÜK TEKNE

I
bulutlar geçiyor kuş sürüsü
ada akşamın içine gizlenmiş
görünmeye hiç hevesli değil
hem uzak hem çok çağırıyor

II
kız kulesi ellerini bağlamış
gemiler vapurlar motorlar
bir demet günbitimi işareti
martı tam bacanın üstünde

III
üsküdarda şaşırtan tam ay
tepenin ardında saklanarak
beyaz tepsi fark edildiğinde
bulutların ezelden akrabası

IV
beyaz yükselip sarılaşıyor
boğazda koyu mavi biricik
akşamın serinliği denizden
gök ise laciverte tırmanıyor

V
kıyıdaki küçük ahşap tekne
büyüklerin hemen yanında
yosun kokusunu solurken
bekliyorum yetişkin sabırla

VI
dolunay gizemli sarımsı kapı
bilinmez ki nerelere acılıyor
siyahlaştıkça lacivert çekiyor
gelirsen ayışığında marmara

Atilla Birkiye
Kabataş 2012
-yokluğuna başkaldırı aşk-

Görsel : Savaş Simitli

 

Taşın Sürüp Giden Uğultusu – Bejan Matur

BEJAN MATUR TAŞIN SÜRÜP GİDEN UĞULTUSU    tengerparti-naplemente-pipacsok

Seninle benim aramda olanlar
Olmayandan fazla.
Bozkır ve orman
Taşın sürüp giden uğultusu
Aynı şafakta kelimelerin soluğu
Gün doğumunda başlayan inanma
Ve acı.
Şimdi geriye dönecek gücüm yokken
Anladım sonunda
Seninle benim
Aramda olanlar
Olmayandan fazla.

Nereden başlasam
Hangisine ağlasam?

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

VAZGEÇMELER USTASI – Tuğrul Asi Balkar

TUĞRUL ASİ BALKAR VAZGEÇMELER USTASI

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki aşktan bir leke,
Kazındıkça kendini temize çeken
Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan
Çakaralmaz renk cümbüşü işte.
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Reddedemem önerinizi,
Paylaşalım elbette:
Lekeniz sizde kalsın,
Ben aşk’ı alırım sadece.

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi yaşam?
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Yaşadığınız bir ömür değil mi?
Seçimi siz yapsanız, istediğiniz sahneyi seçseniz:
İster ilkincisi olsun ister sonuncusu fark etmez ki,
– Başarımızı arttıracaktır provalardaki performansınız –
Artanıyla yetinirim zaten ben, ilk gösteri için
siz önden buyrunuz lütfen!

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki korkusuz ve kuşkusuz bir aşk,
Başdöndürücü ve anısız,
Fısıldaşmaları dalgınlıklara takılı.
Ya sizinki?

Hâlâ anlamadınız mı?
Demiştim:
Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Aşk’ı bana terk etmiştiniz zaten,
Üstü…kalabilir sizde…

Tuğrul Asi Balkar
-vazgeçmeler ustası-

İNSANIN DÖRT ÇAĞI – W.B.Yeats

W.B.YEATS İNSANIN DÖRT ÇAĞI

İlk önce bedeniyle yaman bir cenge girdi,
Ama beden kazandı, dimdik yürüyor şimdi.

Sonradan yüreğiyle çarpışmaya koyuldu;
Masumluk da huzur da başka sığınak buldu.

Kafasıyla kavgaya kapıştı daha sonra;
O mağrur yüreğini bıraktı bir kenara.

Şimdi Tanrıya karşı başlıyor savaşları;
Zaferi kazanacak geceyarısı Tanrı.

W.B.Yeats
İrlanda(1865-1939)
-Dünya Şiir Antolojisi II-

Çeviri: Talat Sait Halman