İKİ ŞAİR – Cahit Koytak

CAHİT KOYTAK İKİ ŞAİR   HAYDAR ERGÜLENE

~~Haydar Ergülen’e

aynı şehirde, bazen aynı rüyada dolaşıp duran
ve ara sıra buluşup birbirine, sır vermek,
ayak üstü, Tanrının ve insanın işlerine
beraberce gülmek, beraberce ağlamak için
hülyalı kıvrımlar, cesur kavisler çizen
iki arka sokak, iki yer altı nehri…

bazen de, iki ayrı bacadan şahlanıverip,
havada tuhaf, matrak resimler,
gizemli işaretler, Pisagoryen çizimler
bırakarak keyifle
göğe doğru birlikte
tırmanan iki duman bulutu…

Cahit Koytak
Kasım 2003
-yoksulların ve şairlerin kitabı-

Görsel: Haydar Ergülen ve Rahmi Emeç..

suya… yeşile… ve gözlerine – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL SUYA YEŞİLE VE GÖZLERİNE

yorgun bir akşamın ardından
sıyrılan büyülü aya,
düştüm bir yıldız gibi.
ey saçlarında rüzgârın pervane olduğu!
ey gözlerinde çakmak çakmak nurların doğduğu!…
ey öte yanım
ey değdikçe sızlayan,
sızladıkça büyüyen gizli yaram…
ateşinde kül değil dağ oluyorum.
ürkek bir ceylanın bakışlarında;
denizin mavisi,
suyun yeşili,
ve hayatın en ince yanı…
sevdiceğim…

tatlı sızım, akan kanım
bu gece de düştün hayalime;
aldığım nefes sen,
yanağımda ateş sen,
ellerimi açıyorum dünyaya benim;
yağmur benim,
yaprak benim,
toprak ben, aşk benim…

sarı bir yağmur yağıyor saçlarıma
üşüyorum
kaydı mı geceden bir yıldız
koşuyorum
gelmek için sana
avuçlarımda yıldız kümesi

gözlerin kadar büyülü
kirpiklerin kadar sınırsız,
ve bakışların kadar korkak yürürken bahara,
gülşen oluverdi yüreğimde gelincik.
kanatırken bir anne tırnaklarıyla ellerimi
her doğan bebenin avuçlarındadır adın.

hayat sensin, yarın sen;
çocukken topladığım papatyalar,
düşlerimde açan mavi güller,
annemin sakladığı gözyaşları,
göç bilmez serçe kuşu
buğday tanesisin sen…

yürürken yalınayak, ürkek, katıksız
yerden göğe suya ve yeşile dönmüş seraba
çöküyor gece ıslanan gözlerime ağır ağır
düşüyor avuçlarıma bir kar tanesi gibi kaderim
hayat…

hayat sana teşekkür ederim…

Ahmet Uysal
-Revâ-

SALATALIK – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET SALATALIK

~~Ekber Babayef’e

Avluda diz boyu kar
lapa lapa da yağıyor
hızını alamadı sabahtan beri bir türlü.
Mutfaktayız.
Masada, muşambanın üstünde bahar
Masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık
çiçeği burnunda, pütürlü.
Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona
şavkı vuruyor yüzümüze yumuşacık
bir tazeliktir kokuyor bir tazelik.
Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona
şaşkın,
düşünceli,
iyimser.
Rüyada gibi bir halimiz var.

Masada, muşambanın üstünde umut
Masada, muşambanın üstünde güzel günler
yeşil bir güneşle yüklü bir bulut
yaklaşan sabırsız zümrüt bir kalabalık
açılıp saçılacak sevdalar
masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık
çiçeği burnunda, pütürlü.

Avluda diz boyu kar
lapa lapa da yağıyor
hızını alamadı sabahtan beri bir türlü.

Nazım Hikmet
Mart 1960, Moskova
-Son Şiirleri-