AĞUSTOS 1914 – Isaac Rosenberg

ISAAC ROSENBERG AĞUSTOS 1914

Bu savaşın ateşinde
Yaşamımızda ne yanmış?
Yüreğin sevgili ambarı?
Ya diğerleri, özleyeceğimiz?

Üç şeyin tek bir yaşamı var –
Demir, bal ve altın
Gitti altın ve bal
Sert ve soğuk sen kaldın.

Yaşamlarımız demirdendir
Gençliğimizin ortasında eritilmiş.
Olgun tarlalarda yanık yerlerdir
Güzel bir ağızda kırık bir diş.

Isaac Rosenberg
İng. 1890 – 1918)
-Dünya Şiirleri Antolojisi II-

 

sana içimden – Ahmet Uysal

AHMET USAL SANA İÇİMDEN

kelimeler büyüttüm sana
daldan çiçeğe;
kimi yeşil, kimi al.
kelimeler büyüttüm;
hepsi fidan, hepsi çiçek, hepsi dal.
sana ben şiirler büyüttüm;
bir satırı gül,
bir satırı kan,
çarpar;
çarpar avuntu ruhuma,
bir o yan, bir bu yan…
sana ben kardelenler büyüttüm;
bir dalı kırağı,
bir dalı kar.

gün yanına değer,
acı dudağına,
kardelenler büyüttüm sana…
tut;

tut kopar içimden ey yar…

Ahmet Uysal
-Revâ-

SANRI – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN SANRI

Sevgilim kuşlara bakacak düşmekten korkmasa
Doğulu bir rüzgârı esecek etimde, sonsuz
Bense bir ağaçtan çıkıp geleceğim böyle yeşil
Böyle baştan aşağı yeşil
Baştan aşağı kin ve kuşku

Sevgilim anımsa diyecek
Ellerimi, zor ve ağır ellerimi
Esrik bir yaprak olacak titrerken
Titrerken duyacağım çıplaklığın sesini
Duyacağım ve yarılacak tohumun sancısı

Sevgilim kirli bir dua gibi yağacak üstüme
Öylece yağacak hazır dağılmaya, yok oluşa
Toprağın gizi bizi içine alacak
Geride hep bir ıslaklık

Bir martı usulca düşecek
Göğün dalından

Gonca Özmen
-belki sessiz-

ÇÜRÜK – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN ÇÜRÜK

Bir gün çürük bir elma gibi
söyleyeceğim ona
güz gelsin hele bağlarda üzümler
toplanmamış hevesler gibi kalsın
yaz geçsin de bir tek şeftali
dişlenmemiş olsun tüylerinden
kızarmamış olsun kendi ağacının
gölgesinde kurt yemiş kayısı

Sözler bir an olsun havada dursa
inanacağım ona

Ah sözler ya ateşli bir yalan
daha ağızdan çıkar çıkmaz
buharlaşıp havaya karışıyor
ah sözler ya buz gibi yalan
söylenmesiyle yere düşmesi bir
oluyor ve her şey bir daha
paramparça sanki sessizlik bile
yalanın bir parçası gibi havada

Bu havaya bir inanabilsem
inanacağın yalanlarına da

Çürük bir elma gibi sözlerinin
yalan koktuğunu söyleyeceğim ona
bir salkım yalan vereceğim
ona kendi bağbozumundan
tüyleri diken diken bir şeftali
gibi diş geçiremesem de yalanlarına
kurtlanmış sözcüklerin nasıl içten
içe yiyip bitirdiğini aşkı
söyleyeceğim ona…

Çürük bir elma kokusuyla
havaya yayılan bu sessizlik
yine sessizlikten başka
hiçbir şey anlatmayacak ona

Haydar Ergülen
-hafız ile semender-