Dikenlerle Yatıyorum Şimdi Her Gece – Nuri Can

NURİ CAN DİKENLERLE YATIYORUM ŞİMDİ HER GECE

Söyle be hancı
sevda değilse
nedir bu sancı
kalbimde

Bu feryat
seven bir kalbim ağlamasıdır
bu figan bir gül yarasıdır hancı
bir zaman dünyaya hükümdardı
üstü başı yırtık bu acıdığın yabancı

Gül bahçelerimde
gülümü vurdular hancı, güneşimi de
şimdi kan bütün sular
bundandır bu acı kalbimde
bundandır bu sancı
ey hancı

Bana hep gül dediler
gülümü vurdular
gülemedim
aşk tek hecelik aldatmacaymış
bilemedim

Dikenlerle yatıyorum şimdi her gece

Nuri Can
-Almira-

datça – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN DATÇA

deniz geceyi aştı
ve farkında bile değiliz
fenerden kalbimize uzanan yolun

sardalyalar, torikler ve deniz tarakları livarda
uzakta denize uzanıp ağlayan çamlar
ve yalnızlığı deniz adamlarının

bütün gece kendi yasıma ağladım
kendi yaşlarımla ıslandı
erguvani mendil

biri – neredesin? – dese
yerime deniz verecek cevabı:
– üstümdeki iskelenin üstünde.

can babayı vuran gam
batırıyor kayıkları

yükümüz sevgi,
dünyadan ağır yani

deniz geceyi geçti
ve farkında bile değiliz
ağladığının yıldızların

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

GECE ISLIKLARI – Arife Kalender

ARİFE KALENDER GECE ISLIKLARI    Roberta Fuganti

Bir erkeğin parmakları saçlarımı okşar gibi dokundu tellere
usulca çözüldü içimin düğmeleri, usulca dalgalandım
dağın tepesine uludu rüzgâr, kar savruldu
ilmik ilmik açıldı yol, bir dal navruz
karıncanın kabuğunun altındaki soluktu
sana koştuğum yaz, senden gittiğim güzdü
kördüğümdüm
düğümü yaz

Kördüm
serçenin bile gözü vardı kaç kanat
mağaramda sultan bendim, içimdeydi şahmeran
suyun başında subaşılar, suyun başında subaşılar
toprağın başında zulüm
kıyıldım ince, düştüm derin, toplandım
ben şimdi, bir şeyi iki belki de üç görüyorum
böldüler de çarptım kendimi kendimle
zehrime azar azar gömüldüm

bir söyleyip on ölüyorum
öldüğümü harflerle örtüyorum
birkaç yelkenli imge, bir iki asi sözcük
tümünü getiremedim güne döktüm
gümüş baltaydım Milas’ta denize dönük
öteki yüzümden gelincik damlar
kırmızı damlar, kırmızıyı kırdılar
uzun gecelerden geçerken
her yerde gölge, her yerde karanlıktılar

aşktır telleri oynatan, ateşi yakan aşktır
taşan tin, çoşan beden ve kabına sığmayan beklediğimiz
beklerken durmadan eskidiğimiz
söyler adını, usanmaz gecedeki ıslıklar
yağmuru dinmeyen şehre bakıyorum
orda değildi, kayıp ilanlarında boşuna arıyorum
suların götürdüğü ayaklar

bir erkeğin parmaklarına usulca dokundu saz
ömrüm yoluyla konuşan yolcuydu
çıplak zamanlarda biri seslendi
duydum nefesini koşuyor ardımdan
eski fotoğrafları kırparak yeni yüzler yapıyorum
içimin duvarlarında sararmış aşklar

Arife Kalender
-Gece Islıkları-  Görsel:  Roberta Fuganti..