kim kaldı – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN KİM KALDI© Dan Mirica

silah atılmıyor
güvercin şakırtısıdır
şafakta yaldızlanan
şadırvanda su
ıhlamurlarda ezan
görkemli bir namaz uğultusu
heyhat
hamzabey cami-i şerifi’nden kim kaldı
kim kaldı eski selânik’ten
laternalar sustu
sürahiler tenha
tek kibrit çakılmıyor
kim kaldı ittihat ve terakki’den
o jöntürkler ki – ‘hariçten
evrak-ı muzırra celbederlerdi’ –
o fedailer ki barut öksürürler
sakal tıraşları mavi
kırmızı bıyıkları biber

kim kaldı
müdafaa-i hukuk cemiyeti’nden
avcı ceketi
körüklü çizme
astragan kalpak
bazen `ittihatçı’
hafif `iştirâkiyun’
öfkeli kaşları salkım saçak
kumral bıyıkları mahzun

hani felaket tütün içerler
ceplerinde idam fermanları
bellerinde Söğüt yaprağı bıçak
ya millet meclisi’nde meb’us
ya kuva-yi seyyarede asker
kadehlerde rakı
nazlı beyaz
vaniköy korusunun `teşrinler’deki sisi
gramofonda incesaz
meyhane musikisi
o şenliklerden heyhat kim kaldı
ezeli dalgınlığımızın ıslığıdır ney
keman yanlış anlaşılmasından tedirgin
utlar vahim sorular soruyor
öldü nazım şâmilof sarı mustafa
yıkılmış strasnoy ploşçat’ın saat kulesi
eski bolşeviklerden kim kaldı

Attila İlhan
-serbest gazeller/elde var hüzün-

Suyun Ayak Sesi – Sohrab Sepehri

SOHRAP SEPEHRİ SUYUN AYAK SESİNDEN

…..
Yaşamak hoş bir âdet.

Yaşamın kolu kanadı var ölüm genişliğinde.
Sıçrayışı var aşk ölçüsünün.
Yaşam, âdet rafının kenarı değil ki çıksın
senin, benim hatırımdan.
Yaşam, cezbesidir devşiren bir elin.
Yaşam bir turfanda incirdir, yazın buruk ağzında.
Yaşam, ağaç boyutu haşerenin gözünde.
Yaşam, yarasanın deneyimi karanlıkta.
Yaşam garip bir duygu göçmen kuştaki.
Yaşam bir tren düdüğü, köprünün düşünde kıvrılan.
Yaşam, uçağın penceresinden bahçeyi görmek.
Füzenin uzaya fırlatılış haberi,
“Ay”ın yalnızlığına dokunuş,
Bir başka gezegende çiçek koklama düşüncesi.

Yaşam, yıkamaktır bir tabağı.

Yaşam, cadde ırmağında bulmaktır on kuruşu.

Yaşam, aynanın “kare”si.
Yaşam, çiçeğin ebediyet “üssü”.
Yaşam, yerin yüreğimizdeki vuruşlarla “çarpım”ı.
Yaşam, solukların sâde “geometri”si.

Nerede olursam olayım,
Gökyüzü benimdir.
Pencere, düşünce, hava, aşk, yer benimdir.
Ne önemi var
Bazen bitiyorsa
Gurbet mantarları?

Bilmiyorum
Niçin derler: At soylu bir hayvan, güvercin güzel?
Ve neden yok kimsenin kafesinde akbaba?
Ne eksiği var yoncanın kızıl gelincikten?
Yıkamalı gözleri, başka türlü bakmalı.

Yıkamalı sözcükleri.
Sözcük rüzgâr olmalı, sözcük yağmur olmalı.

Kapatmalı şemsiyeleri.
Yağmurda yürümeli.
Yağmura çıkarmalı fikri, hâtırayı.
Çıkmalı yağmura tüm şehir halkıyla.
Dostu yağmurda görmeli.
Aşkı yağmurda aramalı.
Yağmur altında yatmalı kadınla.
Yağmurda oynamalı.
Yağmurda bir şey yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
Yaşam, ıslanmak peyderpey.
Yaşam, yıkanmak “şimdi”nin havuzunda.

…..

Sohrab Sepehri / Suyun Ayak Sesi’nden

Çeviri: Mehmet Kanar