MÜZİK – Özdemir Asaf

ÖZDEMİR ASAF MÜZİK (2)

Müzik geceyi geceyi
Geliyor, aç pencereyi,
Sersin odana duyu,
Uğultulu halıyı,
O doğup büyüdüğü
İnansal doğayı.

Yürüsün eleyi eleyi
Seviler, buğu-buğu,
Gönlü, anıyı, belleği,
Oğsun duyguyu.
Ne sıcak anlatır seslenmeyi;
Yumuşacık sen demeyi.

Isıtır yorganı, sözü, perdeyi.
Işıtır en karanlık odayı,
Açar kilidi, açıyı, kapıyı,
Kaynatır donmuş suyu,
Doldurur boş tencereyi
Çeker sürgüyü,
Çözer bir-bir her düğmeyi.

Ballandırır peyniri, ekmeği,
Unutturur tabancayı, bıçağı,
Süsler masayı,
Ölümsüz kılar çerçeveyi,
Açar sevilere yatağı
Yeğ kılar saklamaya söylemeyi
Fısıldar sevmeyi, sevilmeyi,
Müzik donatır yeri göğü.

Özdemir Asaf
-Çiçekleri Yemeyin-

BU GECE – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BU GECE

Gelmesinler beri, yaklaşmasınlar,
mavi kalsınlar araya giren sisle,
güz günlerinin titrek güneşinde
deniz yamaç dam. Ama sizler,
köylülerim gelinlerim bebelerim yaklaşın hele,
az daha yaklaşın, sokulun,
iç içe oturalım kahvelerde sekilerde,
sofraya çökelim diz dize kilime
doyalım bir sahandan. İşte yabankazları geçiyor
kanat çırparak, ağudalı çiçeklerini döktü.
Kepengi ört, ocağı yak, dostlar var bu gece.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

Yıldız Kümeleri – Bejan Matur

BEJAN MATUR YILDIZ KÜMELERİ

Yıkılan dağları görmedin
Çekilen denizleri.
Bir kayanın oyuğunda
Üşüyen kız çocuğu
Gökyüzüne bakarken
Köklerine bakar gibiydi,
Öyle bakıyordu yıldızlara.
Saçaklamış her dal
Bir yıldız kümesi
Yürekte.

Senin bilmediğin karanlıktan
Söz ettim
Zamanı yapan burkulmadan.
Kainatı yapan da o burkulma!
Sonsuzluk büyük bir soruysa
Durdum ben
Bekliyorum başlangıç durağında
Ve soruyorum
Ötede ne var?
Bilmediğim acı
Duymadığım incinme
Ne?
Çiçeklerin çılgın isteğine tutunarak
Selamlamak için göğü
Kapılarımı açtım
Duymadın sen
Ve kainat başlamadı!

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

HAKSIZLIK BU – Ali Lidar

ALİ LİDAR HAKSIZLIK BU

fakat ağaçların bile bir bildiği var esasen
kızaktaki kayıkların yosunlu kayalıkların
yılkı atlarının ve kırık park banklarının
ayrı ayrı içtim hepsiyle tek tek hepsiyle ağladım
seni anlattım durmadan asil asil sustular
unutup en temel teolojik ilkeyi
hep bir mucize bekledim kalbimi temiz tutup
oysa mucize sadece umulmadık anlarda olur
yanılmış işte üstad bizim mahallede yok
‘vahşi çiçeklerde gurur!’
bak hazır sarhoşken sana bir sır vereyim
saat onikiden sonra nefes alan her şey eşit
özellikle parklarda ve bilhassa kar yağarken
özlemekten nefesimin kesildiği anlarda
muçizeden umudu kesip cep kanyağına razıyken
gerçekten çağırsam bir şekilde gelirsin bilirim
lain ar eder içim fazla üsteleyemem
eğer boynumu giderim ısınabileceğim bir yere
kafamda esrik pustşar dilimde kırık ıslık
durmadan mırıldanırım
haksızlık bu haksızlık bu haksızlık bu haksızlık..

Ali Lidar
-alengirli şiirler-

BİR ŞEY – Cahit Sıtkı Tarancı

CAHİT SITKI TARANCI BİR ŞEY                           Nâzım-Hikmet-ve-mahkûm-arkadaşları-Bursa-Cezaevi1946.

I.
Bir şey ki hava gibi ekmek gibi su gibi
Lâzım insana lâzım onsuz yaşanılmıyor
Ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi
Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor

Bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz
Aşk ettiğimiz kendimize dert ettiğimiz
Adını çocuklarımıza bellettiğimiz
Bir şey ki hasretine dayanılmıyor

II.
Bir şey daha var yürek acısı
Utandırır insanı düşündürür
Öylesine başka bir kalp ağrısı
Alır beni ta Bursa’ya götürür

Yeşil Bursa’da konuk bir garip kuş
Otur denmiş oracıkta oturmuş
Ta yüreğinden bir türkü tutturmuş
Ne güzel şey dünyada hür olmak hür

Benerci Jokond Varan Üç Bedrettin
Hey kahpe felek ne oyunlar ettin
En yavuz evlâdı bu memleketin
Nâzım ağabey hapislerde çürür

Cahit Sıtkı Tarancı
– mavi gözlü arkadaşım/
Nâzım Hikmet için şiirler-

 

NAZIM YİNE DENİZDEDİR… – Süleyman Rüstem

SÜLEYMAN RÜSTEM NAZIM YİNE DENİZDEDİR
Sen deniz sahilinde, İstanbul’da doğdun,
Deniz vurgunu oldun.
Dalgaya benziyordu yel vuranda saçların,
Denizden söz düşende çatılırdı kaşların,
Göy denizden almıştı gözlerin öz rengini,
Sözlerin ahengini.
Dostuna, kardaşına,
Yarine, sırdaşına
Kara denizden dedin, mavi Hazer’den dedin
Denizi görmeyince şair gibi gam yedin.
Şehirlerinde, dostum, deniz kokusu vardı.
Dostlar meclisinde de, masa arkasında da
Denizdin baştan başa sözünle, sohbetinle
Ben her deniz görende, o dem düşersin ya da
Gözlerimin önünde durursun kudretinle.
Nice sevinmeyim ben,
Sen yine denizdesin, sen yine denizdesin.
Odur şer yelkenin yüzür Karadeniz’de,
Gağayılar* ardınca süzür Karadeniz’de.
Sert dalgalar boyuna ne ağ, ne kefen oldu,
Karadeniz, şairim, senin için vatan oldu.

Süleyman Rüstem
(Azerbaycan, 1906-) *Martılar
-mavi gözlü arkadaşım-