SIZLIK – Özdemir Asaf

ÖZDEMİR ASAF SIZLIK

Bu erimiş-duvarların ötesi üstünde
Eski bir kalmak-masalı, küçük.
Nasıl, kime ne denir buradan.
Unutmak korkusu, anmaktır, büyük..
Oralardan kal duyulur o yüzünde
Erimiş duvarların bu-ötesi üstünde.

Nasıl kime ne denir, gel, buradan..
Anmak, hatırlamaktan soğuktur..
Erimiş bu-duvarlar’ın ötesi üstünde
Duran-şimdi, büyümüş bir çocuktur,
Daha da olmak için, şimdi susan..
Buralardan gel duyulur o yüzünde.

Yalnızlık değilmiş, duvarlar varken.
Ona bir uzanış dense olurmuş.
Onların ardı şimdi, en-yakın gelen.
Demek çocuk kendini duvarlarken
Çıkıp kendinin önünde durmuş..
Duvarlar kendilerine-duvar’ken.

Artık duvarlar erimiştir.
Bütün bahçeler gel’siz kapalı.
Çocuk bu ara büyümüştür
Anlamalar ona açık kalmıştır.
O şimdi, gitmek-nedir biliyor.
Asıl-şimdi duvar olmalı.

Özdemir Asaf
-Yumuşaklıklar Değil-

Toprağa yakın – Ahmet Ada

AHMET ADA TOPRAYA YAKIN

Yan yana yürüyorum ağaçla
İçim dışım gürül gürül orman
Irmaklar parmaklarımdan akıyor
Kuşlar tellerden uçtu uçacak

Toprağın buğusu başımı döndürüyor
Demek yaşıyorum, deniz yerli
Yerinde duruyor, kayalar fenere
Bakıyor, günün içinden serçeler
Geçiyor, başımı kaldırıp bakıyorum
Yalın toprağa
Islık çalan rüzgâr
Çiçek açıyor

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan
Eve Dönelim-

Yalnızız Cemal Abi – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN YALNIZIZ CEMAL ABİ

Bu rakıyı diyorum Cemal abi
bu rakıyı içmek seninle
Kars’a gitmek gibiydi

Senin şiirinde diyorum Cemal abi
rakı uzun içilirdi
Kars’a uzun gidilirdi

Senden sonra diyorum Cemal abi
Kars’a şiir gitmiyor
Kars kısa, rakı tatsız
senden sonra şiirde
her şey dibe çöküyor
anla, öyle yalnızız

Haydar Ergülen
-Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi-

ÇOCUKLAR – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN ÇOCUKLAR

Çocuklar
Onlar artık konuklardır
Herkes kendince ağırlar konuklarını
Kimi şakıya şakıya
Kimi susarak, yumuşak
Yaşadıkça eskir, ağırlaşır
Artar boşluk
Gün ayrı galaksiler
Uzaklaşır kaç bin ışık yılı
Sevgilerin, özlemlerin
Miadı dolmuşsa
Zorla zorla zorla
Nereye kadar
Onlar hoşça gitsinler
Kalmalı bir eyyam daha
Utana sıkıla

Gülten Akın
-beni sorarsan-

BAŞIN MI DÖNÜYOR, ÇOCUKLUĞUNDUR! – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN BAŞIN MI DÖNÜYOR ÇOCUKLUĞUNDUR

‘Herkesin bahçesi birbirine açılır!’
cümlesinden açıldım, ben sana kaldım

Senin bahçeler açışlı ruhunda
kaldı oyun bilmeyen çocuğun canı

Rüzgârların çarpıştığı gövdeni sınırın sandım
senden korkutuldum, sana saklandım

Şimdi gövdesini rüzgârboş bırakan peri
kanatlarının açtığı bahçe senindir
kirazı ondan ise bahçe senindir

Eğer bahçe derinse
sen çocuktaki kirazı gör

Çıplak mı olacaksın
gömleğin ol önce
düğmeleri sır
bahçende oyuna gelmeyen
çocuk gönüllü yakalanır

Kimin uzağı seninse
yola oradan başla
ne sensin varacağın yer
ne koparıldığın bahçe

Uçurumun senden önce gelmiştir,
gelip dayanır çünkü herkesin
sınırı birbirinin uçurumuna,
orada ne acı acıdan yoksul
ne cehenneme bir kez kaçılır
aşk, yalnızca yenilmişlerin gözünde
bakımsız uçurumlar kazanır

Kimsenin bahçesi kimseye açılmıyor
işte, koparıldım, anlamadılar
hevese açılan kanatlarından

Peride dolaşıp çok kanat kırdım
senin kanatlarınla ben kendime katlandım

-Ne gam solsam’idi senin bahçende

Haydar Ergülen
-hafız ile semender-

Kırık Hava Şiirleri – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN KIRIK HAVA ÇİÇEKLERİ

1.
Toz bağlamış yürek
Buğulanmış cam
Ölü toprağı üstünde
İnadına köklenmiş çiçek
Ah, bir anlasan

2.
Kol yen içinde
Kırık dökük kalır
Yoksulluk, tek yüzlü madalyon
Siner pusar saklanır
Gizli bir leke kadar
Yayılmaya teşne…
Ağlama şair

3.
Ey, yedi kanatlı şehir
Ömrüm vefâ etmeyecek
Seni sevmeye…

Ahmet Erhan
-Ne Balık, Ne De Kuş-

Hatıralarımı Yazma – Ahmet Telli

AHMET TELLİ HATIRALARIMI YAZMA

Yine bir duman çöktü sokağa kent tutuştu
Bütün sığınaklarda seni arıyorum nerdesin
Aklıma dökülen hatıralar hattında bir yangın
Bir yaylım ateş başlıyor, newroz diyor birileri
Dün bir demirciydim ufku erittim durmadan
Bugünse ateş altındayım hatıralarımı yazma.

Bir rüya görüyorsun terlemişsin sırılsıklam
Vurulup düştüğüme inanmak istemiyorsun
Oysa bir kente girişin provası oluyor ölümüm
Yeis yok, bir misillemedir bütün hatıralarım
Ama yıkık bir duvar var karşıda, ve bir kadının
Cesedi üstünde uçuşup duruyor takvim yaprakları

Seni bekliyorum orda, meydan saatinin altında
Bir James Dean filmine gideceğiz gelirsen
Cehennem hızıyla çarparken mutsuzluğun çelik zırhına
Soluk soluğa yaşanacak tüm imkânsızlıklar
Böyle olmalıydı ve oldu işte diyecek oğlum
Babamsa bir ağıta benzeyecek, küllerimi avuçlarken

Bütün köprüleri dinamitledim ve geldim işte
Bir kente girmemiz nasıl gerekiyorsa öyle
Apansız çıkmalısın karşıma
Ki unutulmuş
Bir karşıçıkış olmalı dünyaya
Seninle her karşılaşmamız

Mağlubuz. Durmadan kazanan bu hayat
Basit bir üçkağıtçı sadece, bir sahtekâr
Beşbenzemezle rest çekiyorum ama o
Biliyor bunu ve çekiliyor oyundan, yokum diyor
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım, hatıralarımı yazma.

Hatıralarımı yazma tarih sanıyor birileri.

Ahmet Telli
-Çocuksun Sen-