Kader Efendi – Esra Özlem Dökmen

ESRA ÖZLEM DÖKMEN KADER EFENDİ

Tahkikatta beyaz güvercinim,
Geri gelmesini beklemem.
Sevdayı da formal bellemişiz,
Diyetini ödüyoruz bolca.
Tuluatını sevdim ben,
Onamasın hayat.
Vazgeçtim sormuyorum,
Kendimi kendim yaşıyorum.
Emanet ettim sevdamı,
Beyaz güvercine gidişatı sormuyorum.
Aşk deliliğinin buyruğu var serde,
Zaten meram anlamaz.
Akıl değil bu aşk;
Diyetini ödüyoruz bolca.
Tuluatını sevdim ben,
Ölesiye.
Vazgeçtim, sormuyorum,
“Kader Efendi” ye de…

Esra Özlem Dökmen
-Bir Nefes Gibi-

Oya Karaege

OYA KARAEGE ALAZA

gel konuşalım
korkarak sığınılmaz yürek boşluğuna
sen bir imge söyle
ben bende kalanı kulağına fısıldayım

deniz kabuğu de
Bodrum olayım
ıslansın ayaklarım
elimi uzatıp
saçlarında güneşi okşayayım

kaplumbağa de mesela
dönüp tebessüm yerleşsin yüzüme
bir tutam ekmek bırakıp yol kenarına
kuytuna saklanayım

çay de
bir de kırık bacaklı aksak masa
türkü ritim tutsun sevgime
bir ezgi gelip bulsun bizi
coşku kuşak olsun sarsın belimi
gül dokunsun dudağıma
tenimi teninde uyutayım

bir film karesi hatırla
sabah ayazı
bir bardak şarap
söyle
sen söyle
İzmir de mesela
martı kanadına umut bağlayıp
sana aşkı yollayayım

Oya KARAEGE // ALAZA

kayıp mavi – Arzu Demir

ARZU DEMİR KAYIP MAVİ

ömrüm karşı koyuş belki
ama yalnızlık…

ürperdikçe tenimiz
sevdanın çiyleriyle
dar kapılar yaptık
güzelliği silkerek girmeye

dün bir gökkuşağı

gizleri aşıp gelen
kayıp mavi
kırlangıcın gözlerinde
bulutlanan özgürlük

kendimizden saklandık
kuşatıldıkça kuşattık
bizden bilerek
gölgeleri

Arzu Demir
-yalnızlık üşür-

Arzu Demir

ARZU DEMİR ÖLESİYE KORKUYORUM KAYBOLMAKTAN

ölesiye
korkuyorum
kaybolmaktan

kim verir
“şehre, kamyon arkasında gelen”
küçük kızın rengini?

yabanlığın ellerinden tutarak
öldürmeseydim kendimi
dağ kokardı dilim
korkmazdım aynalara bakarken

az önce boyadım duvarlarımı
soyundum siyahlarımdan

tek tanıdık
boynumdaki iğne oyası
sümbül moru
kuzu kulağı
ille de gül pembesi

Arzu Alır (Demir)
-yalnızlık üşür-

Gökyüzünden Önce – Bejan Matur

BEJAN MATUR GÖKYÜZÜNDEN ÖNCE               Quiver Tree Milky Way      Namibia

Gelmediğin yerde
Mühürler çözüldü
Gökyüzünden önce kalpte.

Gelmediğin yerde
Alnımı dayayıp geceye
Yıldızların toprağında
Saydım hasreti tek tek.

Gelmediğin yerde
Kum uzaklaştı çölden
Ve gecenin civa karanlığı
Yapıştı tene.

Gelmediğin yerde
Kalp
İnsanla Allah arasında çarpan
Mekandı.

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

Yirmi Aşk Şiiri – Pablo Neruda

PABLO NERUDA YİRMİ AŞK ŞİİRİ 8

8.

Beyaz arı, gönlümde baldan esrik, vızıldar
ve bükülürsün ağır duman halkalarınca.

Avunma bilmeyenim, yankısı yok sesim ben,
her şeyini yitiren ve kazanan her şeyi.

Son palamar, çatırdar son acım işte sende.
Sen ıssız toprağımda açan son gülüm benim.

Ah suskunum benim!

Yum derin gözlerini. Uçan gecedir orda.
Ah soy artık o ürkek, o yontu bedenini.

Derin gözlerin var, gecenin kanat çırptığı.
Körpe kolların çiçek ve göğsün gülrengi.

Memelerinse beyaz salyangozlara benzer.
Gelmiş uyur karnında bir gece kelebeği.

Ah suskunum benim!

Yok olduğum ıssızlık işte. Yağmur yağıyor.
Başıboş martıları sürüyor deniz yeli.

Islanmış sokaklardan yürüyor yalnayak su.
Ağacın yaprakları inliyor hastalar gibi.

Gönlümde vızıldayan yitik ve beyaz arı.
Yaşıyorsun zamanda öyle suskun, incecik.

Ah suskunum benim!
Pablo Neruda
-Yirmi Aşk Şiiri ve
Umutsuz bir Şarkı-

Çeviri: Sait Maden