Küçük günah – Yasin Erol

YASİN EROL KÜÇÜK GÜNAY by Greta Tsao

yere serili bakışlarımı toplayıp
göğüslerine bakıyorum
üstelik boy boyayız
şeytan büyük günahları teslim etmeye gitmiş
ben bunu şimdi niye yaptım

benim küçük masum ve titrek bir günahım var
onu rüzgârlı havalara çıkarmıyorum
ben korkağım
o benden korkak
şeytan küçük günahlara yüz vermiyormuş
kahretsin keşke yüzüne bakıp da söyleseydim
seni seviyorum

Yasin Erol
-bu aşk öykü tutmaz-

 

Bir Gün Bütün Aynaları – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN BİR GÜN BÜTÜN BU AYNALARI

Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım
Bir iğne, bir iplik kaldık şu dünyada
Ancak birbirleriyle bütünlenebilen..
Düşün ki, senin bütün adlarını söylesem
Doğa ayaklanır, koşarak gelir yanıma
Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım
Benzedik birbirine bakan iki aynaya

Yaşamak güzel, yaşamak güzel, yaşamak
Artıları, eksileri yitirsek de boyuna
Kör bir noktada durup ardımıza baksak
Sularda pul pul, toprakta tel tel
Çözülüp dağılsak ve ömür desek buna
Al yarısını, öbür yarısı bende kalsın
Öleceğin günü bana önceden haber ver
İçimdeki, dışımdaki saatleri kurdum
Yelkovanı kovalayan akrep gibi kaldım burada

Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım
Bir gün bütün aynaları kırarsam şaşırma
Ben aklımı yitirdim yüreğimi buldum.

Ahmet Erhan
1983
-Sevda Şiirleri-

 

kavala – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN KAVALA
seni nasıl bekledim
yararak her gece karanlığı
bir ışık gibi,
avuçlarımdaki maviyi betona bulaştırdım

uzun elbiseli
saydam kadınlar
mabetler inşa ederken sabaha kadar
bir kuşun kanadında uyandım

bir gece küçücük bir inci
emanet aldım
ege’li bir istiridyeden
koynumda sakladım sana getirene kadar

ah kavala,
nasıl böyle yüzlerce yıl
bembeyaz kalabiliyorsun?

dört kollu ikonalar geçerken
kandil alaylarına alışkın sokaklarından
rahat uyuyabiliyor musun?

seni nasıl özledim
ağlaşırken her gece
cam önündeki sardunyayla

her gün biraz daha.. her gün daha fazla!

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

 

Ayrı Kalış Üstüne Şiirler – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM AYRILIK ÜSTÜNE ŞİİRLER I A
I
A.

Süsensiz
üvezsiz
mevsimler geçirdiğim parmaklıklar ardında
serçelerin, erlerin ve esirlerin
şiirini yazabilseydim eğer
kaçamak dostlukların
şarkısıyla başlardım ilk ağızda

sen zaman zaman gördüğüm
sen fedakârlığın
cesur göğüslerin esvabı,
bazen bir mavi nokta
bazen gökyüzü bildiğim şey

yüreğimdeki zelzele

poyrazlarla suların dalgalanışı

sen öylesine yazılmış birkaç satır,
kahır ve sevincim böğrümdeki burgusu,
gizliden göz kırpışlar, anafor,
zincirlerin, mazotun, tayınların
yumrulaşmış tadı,

menekşelerle buğular üleşen gözler:
çıralardan yongalarla,
yürek atışlarıyla tezcanlı voltalardan,
hırs ve kabzalarla
ayaklarına kapanmak istiyorum…
(üstelik: sislerin
yaralanmış cümlelerin sesiyle
acemice sesiyle gecelerimin…)

Nihat Behram
-Fırtınayla Borayla
Denenmiş Arkadaşlıklar-

bursa’da gece – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL BURSADA GECE    KOZAHAN

Orada , uzun bir sokakta,
Unutur yolunu zaman,
Duyumsarım: Hüsnü Züber
Konağında saklı gömü
Hüznün şiir sözlüğüdür.

Yosun rengi duvarlara
Dağılır suların ezgisi,
Bin yıllık ahşap evlerin
Dağladığı dudağımdan,
Erguvan harfler dökülür

Nazım’a benzeyen sözler
Güz yaprağıdır çınarlarda;
Sakin, nemli külliyeler
Ürpertir tenimi birden,
Bilinmezin izi görünür

Hâlâ eser o eski rüzgâr
Savurur tan pınarlarında
Yaz tülünü Kozahan’ın
Orada, her gece avlular
Bursa ipeğine bürünür

Ahmet Uysal
-bursa şiirleri-

RESİM: Kozahan / Bursa