Yeni Bir Defter, Şiirler, Meçhul Bir Aşk – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ YENİ BİR DEFTER ŞİİRLER MEÇHUL BİR AŞK N

Nasıl bıktım her yere götürmekten kendimi
-Saatim beş dakika geri yürüyelim mi parka doğru
-İşler iyi gidiyor ama vapur uğramaz bu iskeleye
-Reklamları izledikten sonra sabahınan düşerim yollara
-Ne değişik bir akşam ne rengârenk bir akşamüstü
-Ömrün sana kefen biçenlerden uzun olsun
-Yaz indi bindi kuşlar uğramaz olmuş Kuşadası’na
-Sahi neresinde kalmıştık sarışınlığınızın oh olsun
Yok bir şey bıktım kendime yalnız gelmelerden

Bıktım ve sıkıldım düştü yağmur soldu rüzgâr kırıldı akşam
dolu bütün odaları otellerin yanmış yıkılmış kent
paramparça bir hayat
bütün sokaklar bomboş akşamlar kahverengi
paramparça konuşmalar
koş koşabilirsen
ekmek
aslan
ağız
sus
konuşma
sevgiler karşılıksız
kan
damlıyor
kalbimden
her yer kan kan kan kan
böyle bir şey mi yaşamak

-Tam zamanı bir sigara daha yak söndür sana uçanı
bana uçanı
mor
kuşa koş
kadın soyunmuştur
giyinmiştir gökyüzünü ufku kapalı bir pencereden
adam
şimdi topladı bavulunu ve gitti ardında açık bırakarak anıları

Yeni bir defter şiirler meçhul bir aşk
aşk ama
şiirler
küçük cep defterlerinde
veresiye otel odalarında
bir martının soluk kimliğinde
bir romanın yazılmamış ilk cümlesinde
ilk hecesinde geçen ve geçecek günlerin
bir kadın : soyunmuş şehvetini
gecelerden
asi ve çılgın
bir adam : giyinmiş umudunu
gündüzlerde
soyunmuş korkuları
hangi korku :
Necati rejiden emekli
Enver ezeli sürgün
Özkan nerede bıraktı kendini
Bekir nasıl özledim
Celal çok mu zengin
Tolunay tek tutkusu işsizlik
Güher anımsar mısın beni
Orhan hâlâ dalgada mısın
Refik kim bilir kimliğini
Yılmaz ne zaman düştün pençesine ölümün
Korku değil bir yüz
nemden hüzünden yüz bırakmış bir şiirden
rengi atmış bir yağmurdan
demi bozuk bir bardak çaydan
bir romanın noktası konmuş son cümlesinden
Alır başım giderdim nice evlerden nice şiirlerden
ben de
aşk ama
meçhul ve yüce evliliklerden önce ve sonra yalnızca

Kaç yıldır buradayım pas eriyor bıktım ve sıkıldım aşk ama
– Bir akşam elinde sıcak bir ekmek bir mavi umut bir deli sevda
Bekir’in özlemi, Enver’in ezeli sürgünlüğü, Güher’in anıları
benim belli belirsiz kimliğim, o güzel ölümüyle Yılmaz’ın
yeni bir defter
şiirler
meçhul bir aşk
ansızın
gelsen
Ardında hiçbir kırıntısını bırakmadan gelsen anıları

Ölmesini değil sevmesini
gelsen
beklemesini de öğreneceğim

Bir gün ama…

Refik Durbaş
1985
-Yeni Bir Defter, Şiirler, Meçhul Bir Aşk –

Çingene Dörtlükler – Ahmet Uysal

131

ah, dokunur ilkyaz sonlarında
söylenen çingene ezgileri;
kırların kokusu karışır
sakız otlarından damlayan süte.
*
ot kokuyor yeni öpülmüş ağzı,
kır zambakları açılıyor göğsünde
eteklerinden patikalar geçiyor, yine
göçe hazırlanıyor çingene yazı.
*
sonsuzu sürükleyen sessizlik
tutuyor elimden yalın bir fısıltıyla;
upuzun uzanıyor saz dalından yatağıma,
büyülenmiş bir güldür o artık.

Ahmet Uysal

YILDÖNÜMÜ – Odisseus Elitis

 

ODISSEUS ELİTİS YILDÖNÜMÜ

… en yorgun nehir bile
Dolanıp bir yerde ulaşır denize.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Gençliğin hep denize yakın
Kayaların üstünde
Rüzgârla göğüs göğüse
Boğuştuğu bu yere
İnsandan başka bir şey olmayan
Bu insan nereye gider
Hesaplayarak serinlikle yeşil
Anılarını, sularla duyduğu
Görüntüleri, kanatlarla pişmanlığını
Ah, artık erkek olan
Bu çocuğun hayatı
Hep denize yakın, güneş
Öğretirken ona nasıl soluyacağını
Bir martı gölgesinin yitip gittiği yerde.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Ak sayıp kara topladım
Bir iki ağaç, birkaç çakıl taşı
Islak, bir alnı okşayacak
Yumuşak parmaklar
Hangi alnı?
Bütün gece ağladı umutlar
Kimse yok artık
Özgür bir ayak sesi duyulsa
Diri bir ses gelse
Rıhtımda tekneler sular çarpıp
Daha mavi bir ad yazsalar ufuklarına
Birkaç yıl, birkaç dalga
Duyguyla gidip gelişi küreklerin
Sevdayı saran koylarda.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Kumlarda silinip gidecek acı bir çizgi –
Ve kavuştuysa onların gün ışığıyla
Kapatarak binlerce evreni
Hatırlatsın kanına öteki güneşleri
Işığa daha yakın

Bir gülümseme var alevin bedeli
Ama burada, açık ve acımasız bir denizdeki
Bu kaybolan bilgisiz manzarada
Kasırgada uçuşan tüyler
Ve toprağa bağlanmış anlarla
Yolunuyor başarı –
Sabırsız tabanların altındaki sert toprak
Baş dönmeleri için yaratılmş toprak
Ölü bir yanardağ.

Buraya kadar getirdim hayatımı
Suya adanmış taş
Adalardan daha uzak
Dalgalardan daha alçak
Çapalara komşu
– Tekneler geçerken ve yeni bir engeli
Çoşkuyla yarıp aşarken
Ve bütün yunuslarıyla doğarken umut
Güneşin kazancı bir insan yüreğinde-
Tuzdan bir yüz çekiyor
Kuşku ağları
Çabayla oyulmuş
Aldırışsız, beyaz
Gözlerinin boşluklarını denize çeviren
Sonsuzluğu yüklenerek.

Odisseus Elitis
-Çılgın Nar Ağacı-

Çeviri : Cevat Çapan

 

Saten – Sina Akyol

SİNA AKYOL SATEN
I
Sabahın serinliğiyle yazıyordum; güneş
hınzır bulutla çekişiyordu.

II
Uyuyordun, uykunun kıyısında
usulca durdum.

Yastığına taze otlar bıraktım.

Biraz gümüş, biraz şiir ekledim.

Şenlensin diye omzun
ıslık çalıp çağırdım:

Gelen,
çayırkuşuydu.

Sina Akyol
-Son Çeyrek Yüzyıl
Şiir Antolojisi-

 

GÖRÜNÜM – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN GÖRÜNÜM

Günün akşama çalan mavisinde
Uzun yağmurların ardından
Bekleyişlerin buruk sessizliği
Neydi o okyanuslardan saraylar kuran
Şimdi hiç tanımadığımız özlem
Durmadan bana sorardı seni
Keşke hiç eskimeseler derdim
Artık bizi korkutmuyor
Tanıdık tanımadık hiçbir acı

En güzel seni sevmek dediğim
O sevinç şimdi çok uzaklarda
Arayıp bulsam tanımaz beni
Kuşlar ne bilecek demek kolay
Onlar göklerde sınadılar kendilerini
En iyisi uzayların ışığında yolcu olmak
En doğrusu onlar gibi yapmak
Gecenin koyu karanlığında bile
Güneşin peşine takılıp gitmek en iyisi

Afşar Timuçin
-Aşk Beni Çağırınca-

Bitmemiş Şiirler – Turgut Uyar

TURGUT UYAR BİTMEMİŞ ŞİİRLER V

V
Nereye gitsem, nereye baksam
Sevdalı sevdalıdır gözlerim.
Anlarlar diye herkeslerden,
Bakışlarımı gizlerim.

Ağaçlar, dağlar, çehreler
Yemyeşil gözlerimde yaz, kış.
Bir şarkı etrafta inceden ince
Yıldızlar pırıl pırıl donanmış.
Dost yüzlü saat kulesi, meydan
Sisler içinde bir köprü uzanmış.
Mendilin düşmüş vermişim,
Eğilmişim, güzel dizlerinden
Bir parmak yukarsını görmüşüm.
Bencileyin dertlilere Elâgözlüm,
Lokman da deva bulamazmış.
Seni saçların, aziz vücudun
Hatıralarınla, berrak ve nemli
Taşıyamıyacak dizlerim…

Titrek kollarımı beline
Bir hoyrat kemer gibi bağlamışım.
Yakanda bir çiçek terütaze
Bir küçük faytonda, göz göze, diz dize
O sevimli kır otelinde yaz günü,
Hancı, halden bilir, babacan hancılardan.
Basma perdeli bir oda vermiş bize.
Bir toz kalkmış yollardan, yoncalardan,
Göğsünden, saçlarından bir güzel kadın kokusu.
Bir şişe yıllanmış şarabın başında,
Bana ömrünce sürecek bir sevdayı
Mahmur bir gülüşünle vermişin.
Bileklerinden, parmak uçlarından
İnceden terli avuçlarından
Doya doya
Öpmüşüm,
Ağlamışım…

Turgut Uyar
-Türkiyem-  

RESSAM : Faruk Köksal