Hasret – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD HASRET

benden uçup kaçmışsın ve ben sadeyim hâlâ
senin ihanetine inanmıyorum
kalbimi sevgine öyle bağladım ki bir daha
başka sevdalı bir yürek istemiyorum

gittin ve tüm umudum sevincim seninle gitti
sevdanı senin nasıl arzularım
senin bir tek öpücüğünün sarhoşluğunu
bu karanlık acı suskuda nasıl ararım

anımsa o deli kadını anımsa nasıl bir akşam
bağrında senin sarhoşluğun nazıyla uyudu
heves susamış dudaklarında titredi, nasıl
utangaç gözlerinde onun gereksinim güldü

susamış dudakların dudağına öpüşün yangısını kondurdu
senin istek söylenceni bakışıyla söyledi
ayın sarı bahçelerinde yanmış o iki kol
sarıldı senin tenine sarmaşık gibi

kulağına söylediğin sevda öykülerini
anımsıyor tümünü unutmamıştır
o şaşılası geceden yazık ne kalmış arda ki
o dal kurumuş o bahçe ölmüştür

gerçi gitmişsin ve unutmuşsun beni fakat
hâlâ istiyorum seni candan seviyorum
gel ey erkek ey somut aldanış gel seni
yangılı bağrıma basmak istiyorum

Furuğ Ferruhzad
-Yaralarım Aşktandır-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

Tuzu Özleyenler İçin – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN TUZU ÖZLEYENLER İÇİN

“Birbirimizin kıyılarına çıkar gibi
birbirimizden kıyıya çıkar gibi
seviştik o gün iki kazazede
belki de tuzlarımız sevişti birbiriyle
biz sanki iki deniz eskisiydik o gün
ve bir daha karayı göstermemek üzere
istersen iki denizkızı gibi seviştik de buna
istersen ölü bir balıkçı ve gözütuzlu siren
ve su yerine tuzunda boğulur gibi tenlerimizin
bazen de tuzunda yeniden doğulur bir sevişmenin
ruhumuz bile tuz içinde kaldı
tuz yalnızca tene değil ruha da gerekebilir
ruhu odasından çıkarabilir
bir başkasının adasına indirebilir
bir başkasının denizinde gezdirebilir
bir başkasının akşamında bahçe
bir başkasının avlusunda gölge
bir başkasının güneşinde aşk
bir başkasının yolculuğunda kılavuz
bir başkasının dilinde tuz…
Sevişmek kıyıya çıkmaktır belki de
kıyımızdan başka da çıkacak, inecek
yerimiz de yoktur bizim belki de
ruh adadır ve ten kalır derinde…”

Haydar Ergülen
-İkinci Konuşma
İkinci Lirik Şiir Parçası, Aşk Şiirleri Antolojisi-

 

Saklı Bir Aşkın Açıklanması – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM SAKLI BİR AŞKIN AÇIKLANMASI

Sanki kimsenin dudağı seğirmiyor, gün yumru değil;
öyleyse neden huzursuz herkes bir şeylerden ağzında?

Ellerin güzelim
suskun
buruk
ellerin geceleri
için için ısınan bir orman gibi
sızılamış boynumu;
ne zaman gökyüzü koyulansa
kararsa bakışı şehrin
kimi hırçın, kıvırcık
kimi baygın, uçarı
kimi zaman kıskanç, kibirli, kırgın dokunuşların
tenimde kıvılcımların
gizil gücüydü bana.

Sanki kimsenin kahrı kayalık değil, bakışları kedersiz;
öyleyse neden herkes acılardan söz ederek sevişir?

Ellerin güzelim, çiğdem ellerin,
sokakları, suları ısınmayan,
aşkları, insanları çarpıntısız, sırnaşık
bir şehirde usulca sarınıp beni
soludu, oğuşturdu;
kimi huylu, uyuşkan
kimi huysuz, haşarı
kimi zaman alıngan, yumyumuşak
öpüşlerinle ben
unutup buzda tıkızlaşan geceyi
sesini dinliyordum düşlerimin yeniden.

Sanki kimse bir şeyler kaçırmıyor kendinden, anışları zedesiz;
öyleyse neden herkes hayatıyla ürpererek bakışır?

Ellerin güzelim, süssüz
dargın ellerin
sevincin dipsiz bir kuyudan yankısı gibi,
kimi yalaz, bulutsuz
kimi solgun, soluksuz
kimi zaman olurolmaz esen bir rüzgâr sanki;
hem kalbimi duyurur hem bağrıma dalaşır
ne bana yakın durur ne benden uzaklaşır.

Nihat Behram
1982
-Yine de Gülümseyerek/
Toplu Şiirler-

ŞİİR SANATI – Archibald Macleish

ARCHIBALD MACLEISH ŞİİR SANATI     by Toru Kona
Dokunulabilir ve sessiz olmalı şiir
Yuvarlak bir meyve gibi,

Başparmağa bir şey söylemeyen
Eski madalyonlar gibi dilsiz,

Yosun tutmuş pencere pervazındaki
Aşınmış taş gibi suskun-

Kuşların uçuşu gibi
Sözsüz olmalı şiir.

Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi,

Geceye takılan ağaçları dal dal
Özgür bırakır ya ay,

Kış yapraklarının gerisinde
Anı anı bellekte kalır ya-

Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi.

Gerçeğe eşit olmalı şiir:
Gerçeğin kendisi değil.

Acının bütün tarihi çünkü
Boş bir eşik, bir akçaağaç yaprağı.

Çünkü aşk
Yana yatmış otlar ve denizin üstünde iki ışık-

Bir şey anlatmamalı şiir
Olmalı.

Archibald Macleish
Amerika,(1892- 1982)

Çeviri : Cevat Çapan

(c) Toru Kona

 

Hangi Taşlar, Hangi Kan, Hangi Demir – Odisseus Elitis

ODISSEUS ELITIS
Hangi taşlar, hangi kan, hangi demir
Ve hangi ateşten yaratılmışız biz
Salt sis gibi görünsek de
Bizi taşa tutsalar ve başlarımız bulutlarda
Yürüyoruz diye suçlasalar da
Bir Tanrı bilir
Nasıl geçer günlerimiz, gecelerimiz

Gece ürpertici acını depreştirdiğinde, dostum,
Görüyorum nasıl açtırıyor sana kollarını yüreğin ağacı
Senin çağırdığın
Ama yıllar boyunca
Bir türlü yükseklerden inmeyen
Soylu bir Düşünce önünde:
O yükseklerde, sen aşağıda, burada

Ama özlemin gözleriyle uyanır bir gün ten
Ve bir zamanlar tek yalnızlığın ışıdığı yerde
Düşlediğin güzel bir kent gülümser
Neredeyse görüyorsundur, seni beklemektedir
Ver elini, gidelim birlikte, Şafakta zafer naraları
Her yeri uğultuya boğmadan

Ver elini – kuşlar insanların omuzlarına konup
En sonunda o kız oğlan kız Umudun
Uzak denizden yaklaşmakta olduğunu şakıyarak
Herkese duyurmadan.

Gel birlikte gidelim, dostum, varsın taşlasınlar bizi,
Varsın suçlasınlar başlarımız bulutlarda yürüyoruz
diye –
Onlar ki hiç anlamamışlardır,
Bizim hangi demir, hangi taş, hangi kan ve hangi ateşle
Yapılar ve düşler kurup türküler söylediğimizi.

Odisseus Elitis
-Çılgın Nar Ağacı-

Çeviri : Cevat Çapan

 

harp kaldırımında aşk – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN BERABER YAŞAMAK

11. beraber yaşamak

sen benim garipsi garipsi yavrum
nasıl böyle akşam oldu hiç farkına varmadan
uyandırma lambamızı uyandırma uyusun

gördün mü yine nasıl kan kırmızı karanfiller
süt gibi bir ışık dökülmüş komşudan dalyalara
kalbimiz bir avuç su bir dilim ekmek
ve buğday savrulur gibi yıldızların doğuşu

yüzüne ay vurunca nasıl böyle güzel olursun
nasıl bir nehir gibi gözlerin kımıldanır
aşkımız sen onu başladığı yerden biliyorsun
tramvaylarda parklarda geçen çocukluğumuz
aynı şeyi sevmek beğenmek saadeti
aynı şeye gülüp aynı şeye ağlamak
bir sinema bileti mektup ve telefon
ve birdenbire yanan şehrin ilk ışıkları

her şey susar gecenin ilerlemiş saatlerinde
dinlesek duyarız kalbimizin insan diye vuruşunu
sahiden bu insanlar ne sevimli mahluklardır
ölümler harpler arasında nasıl da yaşıyorlar
bir şarkı gelir bize yaprakların arasından
bir insanlık şarkısı barış ve saadet
yıldız çiler yıldız çiler o anda kalbimize
o anda hürriyet insanları düşünürüz

sen benim garipsi garipsi yavrum
yıldızlar gibi şen olsun ömrümüz
saatler gelip geçerken baş ucumuzdan
usul usul tül yelkenli gemiler gibi

Attila İlhan
-duvar-