Agamemnon II – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT AGEMEMNON 11

Gitmek gerekiyordu. Beklemek gerekiyordu.
yollara, taşıtlara, insanlara bakmak gerekiyordu.

Bir bahçe vardı altta, içimizde, sonbahar yelleriyle
kavruk, bakımsız, bitli; ağaçları budamak gerekiyordu.

Hendeklerin yamacına çömelmek neye yarar! Bitmeyen birşey varsa susmak neye yarar,bitmiş gibi!

Susmak gerekiyordu büyük uğultuda, kalkmak, kalkılmaz saatte, kuşların düştüğü saatte;

Konuşmak, düşen kuşları toplamak gerekiyordu.
Neden düşüyorlardı sanki geceye kavuşmadan!
Seyrek dişleriyle gülümsüyordu bizimki. Kürtçe konuşuyordu, fıslar gibi, Frikçe konuşuyordu
şöyle böyle.

Bir kurt tahtayı kemiriyor, bir bacak uzanıyor yanı başımda, bir el oracıkta hemen.

Bir makas oracıkta; bir peşkir oracıkta hemen;
nice niceleri uzakta, çok uzakta.

Boşlukta duruyorlar, anılar gibi; durmadan duruyorlar, kemirmek için bizleri.

Duradursunlar! Kargıyla kılıç oracıkta hemen!
Ya bizler! Kimlerin yanıbaşındayız bizler,kimlere
yakın,oracıkta!
Parmaklarım kıpırdıyor kendiliğinden, sol gözüm
seyiriyordu. Pürüzlü bir çizgiyi yürüdüm, deniz daha uzak.

Denize varsam bulutlar çıkar karşıma! Çakıllar çıtırdar büyükle genişler yürek!

Martılar,bir gelir bir gider. Uzakla pekleşir dağların ardı ve yıllar dökülür taşlarından.

Sıla, bir gelir bir gider. Gemileşir dört direkli dünya, dört köşeli yaşam. Çözülür çevre: keçi peyniri ve bazlama!

Bir düğüm boğazımda. Sevmek, bir gelir bir gider.
Sevmemekse sevginin araları neye yarar!
Neye yarar bunca özlem, kavuşmak değilse kavuşmak! Yatmak değilse yatmak ve güzel değilse güzel!

Neye yarar bu kuşku, kuşkuların ardında, bu üzüm gözlü köpek, seyrek tüylü ve hurda!

Sevmek ve özlemek gerekiyordu, sokağa bakmak
pencereden, sevgiliye sarılmak, sarılmadan.

İp öylesine üzülmüş ki kopabilir. Kopsa deliye döner kişi, ağlar geceli gündüzlü belki de.

Koparmak ve ağlamak gerekiyordu. Yoksa boşlukta
devinmekle bir, yoksa durmakla, olmamakla bir!
Savaşmak gerekiyordu. Kalkmak kalkmadan, yürümek yürümeden, saldırmak vursun diye.

Vurmak gerekiyordu, vurmamakla bir. Ölmek
gerekiyordu. Ölmek de ölmek gibiyse neye yarar!

Bozmak gerekiyordu, bozulmayanı. Oturmak gerekiyordu yeniden, bazlama yemek, su içmek yeniden.

Durulmak şöyle böyle! Cıgara içmek, uyuşan bacağı uzatmak, hafifçe yana dönmek,

Dizlere dayanmak, doğrulmak yeniden! doğrulmak, ne zamana dek! Neden avuçların hışır hışır ?
“Bir gelir,bir gider!”diye beklemek gelmeyeni,
sonra gelmiş gibi sevinmek, çığrışmak ve gülmek!

Sevinmek ve gülmek gerekiyordu, uçarken dağların doruğunda mor bulutları tanrının.

Zeus tanrı dağlara döker saçlarını ve şimşek tarakla tarar, tarlasını süren köylü gibi.

Büyükle genişler yürek. Büyüğü küçüksüz anlatan
bir o var. İnsana benzer yanıyla bir o büyük.Bir o
ölümsüz insana benzer yanıyla.

Bir gölge kadar usul, bir yılan gibi sinsi. Bellisiz bir zamana sıkışmış, yokla var arasında. Bir o insan yanıyla sürekli, hiç bitmeyen, başlamayan belki de, kaygısız ve aptal.
Uzanmak ve yatmak gerekiyordu. Kapamak gözleri
yuvasında, boşalmak boşalmadan; durmak, durur gibi.

Hangi panayırda gördüm seni? Hangi bahçede buluştuk? Ellerin mi avuçlarımdan bu kayan?

Şalvarın mı düşünmek istediğim, zülüflerin mi saran boynumu bu korkulu düşte?

Gel,aydınlığımda büyü, büyü sahiden, büyü, büyür gibi.

Benim ol yitmeden, eksilmeyenle benim ol!
Yoksa boşlukta devinmekle bir, yoksa durmakla,
olmamakla bir.
İnanmak gerekiyordu inanmadan. Sevda bir gelir bir gider. Akşam taşlarına çömelmeli.

Yeniden orta parmağa bakmalı, iç çekmeli; sonra söğüt gölgesinde yatmalı şöyle böyle!

Bir değnek yonmalı! İncecik bir dalı yonmak gerekiyor!

Keçilerim iniyor dağ yolundan. Sular karardı, akşam oldu besbelli.

Akşam oldu ya, olmamakla bir! Bir yangın çıksa, bütün doğa tutuşsa, öyle batsa gün.
Ve bu öküz inse dilimden! Belimdeki bu taşı bıraksam usulca.
Yatsam yatar gibi, kalksam ve baksam oralara,
kendim gibi yeniden, yeniden…

Oktay Rifat
-Agamemnon/
Bütün Şiirleri I-

 

eski oda – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN ESKİ ODA      MUDANYA
Bir ev alıp başını gitti
başka bir semte belki bir şehre
bütün odalar uçar gibi
koştular da yeni kaderlerine
‘çocukluğum burda geçti, gidemem’
dedi odanın biri ‘hiçbir yere!’

Şimdi çınlayan boşluğun yerine
kendi kendine konuşuyor: ‘Evler de
insanlara benzeyeli, ne de kolay
terk ediyorlar her şeyi!’

Haydar Ergülen
-hafız ile semender-

 

HIRKA – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ HIRKA

Ne kar, ne buz tutmuş ay, ne ıslık çalan kamyonlar
Ne de okul kıyafetinde kaybolmuş bir çocuk
Harflerin yalnızlığı gecenin yalnızlığından büyük
Asfaltın kıyısında yoksul bacalardan bir hayat elifi
Bahçelerin uykusundan sürmeli gözler
Ne evden ayrılmak, ne yapraklı soğuk ince bedende
Değildi canıma yürüyen zaman acısı
Anne hırkasını çocuğa giydiriyordu…

Sevgilim, mineli sözüm
Budur güzelliğin koygun gölgesi
Beni severken yalnız beni sevmiyorsun sen…

Şükrü Erbaş
2014
-pervane-

Yar Yüreğin Yar – Bedri Rahmi Eyüboğlu

BEDRİ RAHMİ YAR YÜREĞİN YAR     CHERRY SAKURA

Elmayı ikiye böldüler
İçinden kurt çıktığın gördüler
Ağacı lime lime dildiler
Böceğin halinden bildiler.
Ferman padişahınsa dağlar bizimdir denildi
Dağların bağrı deşildi
Çözüldü mevsimlerin sırrı yaprak yaprak
Yedi kat yerin dibinden haber getirdi
Gözünü sevdiğim tohum, gözünü sevdiğim toprak.
Kılı kırka yardılar oğul
Suyun sudan gizlisi kalmadı
Buğdayın macerası meydanda
Yıldızların sırrı aşikâr oldu.
Arı gözümüzün önünde sızdı balını
Karanfil alevini
Kırlangıcın alın yazısı
Penceremizin önünde yazıldı.
Bir sensin gizlenen oğul
Ağlarsın gizli gizli
Seversin gizli gizli
Ölürsün gizli gizli.
Çatlarsın arzudan, iştihadan
Yer yarılır yere geçersin
Söyleyemezsin.
Yar yüreğin yar vakit tamamdır
Neler aldın dünyamızdan bunca zamandır.
Yar yüreğin yar gör ki neler var
Belki seyyah kuşların ömrü kadar sade aydınlık
Belki vişne çiçekleri kadar beyaz ılık
Belki de çürümüş yılanlar kadar murdar
Belki mahzende yıllanmış şarap kadar lezzetli
Bir aşktır fışkırıp çıkacak
Ne çıkarsa bahtımıza
Yar yüreğin yar bölüşelim
Beraber ağlayalım dertleşelim.
Yar yüreğin yar yarmağa değer
Bir insan tanımak oğul!… Bir cihan tanımağa bedel.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Dol Karabakır Dol-