Aşk – Ogün Kaymak

OGÜN KAYMAK AŞK

On iki gülmüş. Yollamışım. Saymış.
Her ay için bir tane, demiş kendi kendine.
Aşk ayları otuz çekmez, demişim. Sesimin yükseğiyle.
Aşk yılı güneş yılı etmiyor sonra. Yirmi dokuz gün sürer
Yıldız tozu hesabıyla.

Söğüt salkımına takılmış. Kalmış
Cırtlak kurdele kadar aykırı. Aşk, fotoğraflarda
Direnir ağacın yaprağı olmaya karşı.

Matematiğe sakın ha vurma!
Ne toplanır ne çıkartma
Kesirler yanından geçmez. Paymış, paydaymış… Ne hesap!
Yuvarlayın virgülden sonrasını sonsuza.
Ama Aşk bu, ayrıntılarda
Denklemi kurulmaz, grafiği kırılmaz istendiği gibi.
Korkularla,endişeyle büyütür kendini
Titrek el, terli avuç, ne var ne yok hepsi onda…

Aşk, sessiz volkan. Unutturur gücünü yıllar.
İksiri dudağında yerleşik kraterin
Tütsüsünü uzatır gözle kaş arası incelikte bir yoldan
Haince uzar telaşı, acıyı barındırmanın. Kural:
Eksiltmeden arttırmaktır infilakı, özünde özenle tutarak.

Sömürüye en müsait kutsiyet.
Hele yanılmaya gör adres eşleştirmede
Tepende seni aziz kılan nurdan halka
Trapezin en hassas parçasıdır artık
Molozluk orman sandığın yurdunda.
Kokusu. Rengi. Sabaha karşı karşılayışı kapıda
Sofraya yasladığı dirseği, mum alevinde sergiler sana
Aşka dair olan biteni asırlarca

Ogün Kaymak
-günerken-

Özlemek Seni – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN ÖZLEMEK SENİ

Durgun ilkyaz akşamlarında
Durup durup seni özlemek
Kendini anlamayan bir dünyada
Olmayan gelişini düşlemek

Bağırmalar çan sesleri sirenler
Arasında ikimizi düşünmek
Bir akşam bir sokağın başından
Seni alıp uzaklara gitmek

İnsan bu korkunç akışın içinde
Bir yer açabilir mi kendine
İlkelerini ve kurallarını yıkıp
Bir yön verebilir mi her şeyine

O güzel akşamlarda durmadan
Ölesiye seni düşünmek
Her gün her şeye yabancı bir dünyada
Olmayan gelişini düşlemek

Afşar Timuçin
-Düşlerin En Güzeli-

kan renginde – A.Hicri İzgören

A HİCRİ İZGÖREN KAN RENGİNDE

Şimdi hangi sayfasına başvursam
Bir sebep-sonuç ilişkisi buluyor hemen
Her satırı bir ‘tashih’le yaralı
Bir masalcı oluyor zaman
Ölümleri kutsuyor, yalanlar emziriyor
İnfazlar büyütüyor tarihin beşiğinde
Her köşebaşında kimlik soruyor benden
açıp yaramı gösteriyorum

Sen yüzünün haritasında koyaklar çiziyorsun
Gözlerinde sessizce yatak değiştiriyor bir nehir
Bir şarkı tek tek kusuyor notalarını
Ben orda yenik düşüyorum bir geleneğe

Anlamını yitiren her ne varsa bu kentte
Pıhtılaşmış kan renginde bir nakarata yazdırıyor adını
Birer alışkanlığa dönüşüyor durmadan
Ağıtlarla yitip giden bir ömre sonsöz oluyor
Yangınların içini boşalttığı eski evlerle
Giderek sana benziyor bu kent

Şimdi bir acının taksitlerini ödüyor zaman
Yazgıma bir şerh düşüyorum helalleşiyorum kendimle
Bir soru kipinin kaçınılmaz yanıtında gözlerin
Burçlarında kurşunlu mozaikler
İşte yangından arta kalan bedenim
Son fitili ateşleyebilirsin
Onu da sana bağışlıyorum

A.Hicri İzgören
-suç duyurusu-

Aşkın Alfabesinde – Yılmaz Odabaşı

YILMAZ ODABAŞI AŞKIN ALFABESİNDE

Bir divane sabahım
viran tasım tarağım.
Aşktır son barınağım
onun meyhanesinde.

Veda mâtem anladım.
Ben aşkımı ağladım.
Ah edip sabahladım
hüznün penceresinde…

Aşkına çok uzağım
say ömrüme tuzağım.
Ah yıkılmış bir dağım.
Aşkın alfabesinde…

Aşkın
alfabesinde…

Yılmaz Odabaşı
-Bana Yasak Sözler Söyle-

selanik – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN SELANİK

“mikis theodorakis için…”

seni bir mayıs gününde kaybettim
kanadı durdu baktığım her yer
resimleri dedim, bir bir indirmeli duvarden
kalplere ekmeli ki büyüsünler

gece yarısı yemek yiyoruz
selanik’te küçük bir kasabanın tek lokantasında
bir araba geçiyor caddeden,
içinde üç gölge geceden kara
– prag’da asıyorlarmış insanları – diyorsun,
– incecik insanları, darağacında, kırk altıda… –
durmadan bunları anlatıyorsun
gece çok heceli uzuyor saçlarında

yaz içinde denizine susayan
küçük bir dere gibi ellerin

– yasemini – diyorsun, kızım gibi severim
ondan böyle bembeyaz ellerim,
ondan böyle geceler boyu,
ağlamam çardaklar altında –

her gün birbirine benzer diyorsun
ama farklı aslında
her nefes başka bir kapıya açılır
her kapı ille aşka

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

 

Resim : Selanik