Harnupun Bağrındaki Çivi – Aziz Nesin

AZİZ NESİN HARNUPUN BAĞRINDAKİ ÇİVİ

Seni en çok
Güver uçurumundan bakarken aradım
Uçurum bir milyon yıllık
Yüzonbeş metre derinlik
Sevgimiz yedi yıllık
Ama Güver’den çok daha derin

Sonra birden
Tutacakmışsın gibi elimden
Bakarken uçuruma
Uzattım elimi sana
Şu kadar bin kilometreden
Ve tuttum Güver’in uğuldayan çığlığını
Yüzonbeş metreden
Duydum senin sesini
İki saat ayrımı olan o uzak yerden
Sevişmenin doruğundan düşer gibi boşluğa
Bir bilinmeyen kuşun çığlığı
Yuvarlandı dudaklarından uçuruma

Uçurumun kıyısında bir harnup ağacı
Uçurum bir milyon yaşında
Harnup yüz
Yedi yıllık sevgimiz
Harnupun dallarında çiçek açmış adak çaputları
Yaz kış çiçeklerini dökmüyor harnup

Gövdesine kalın bir çivi çakmışlar
Bencileyin acılar çeken harnup
Sakız sakız kanını akıtmış yarasından
Adak çiçekleri renk renk dallarında
Güver uçurumu bir milyon yıllık
Harnup yüz yaşında
Çivi on yıl önce çakılmış
Sevgimiz daha yedi yıllık

Benim tek niyetin sensin
Bu çiviyi çekip çıkarabilirsem bağrından harnupun
Benimsin
Çıkaramazsam olmayacak niyetim
Harnup çektikçe bağrındaki acıyı
Ben de çekeceğim ölene dek

Harnupun sakızı çivinin pasına kaynamış
Yarası derin mi derin harnupun
Tuttum çivinin başını
Ne de güçsüzmüş parmaklarım
Dayan sevdalı yüreğim
Göster gücünü demire
Göster gücünü sakızı taşlaşmış harnupa
Kurtar harnupun yüreğini
Ve kurtar kendi yüreğini
Çek çıkar çiviyi güçsüz parmaklarım
Herkül’se Herkül’ün parmakları
Zeus’sa Zeus’un
Zaloğlu Rüstem’in
Hazret-i Ali’nin parmakları ol

Savaşım zorlu mu zorlu
Kan ter içindeyim
Bir milyon yıllık uçurum
Harnup yüz yaşında
Çivi yarası on yıllık
Sevgimiz yedi
Pas sakıza sakız pasa kaynamış
Çıkarabilirsem çiviyi
Uçsun gönül kuşum kendi göklerinde
Çıkaramazsam
İşte uçurum

Paslı çivi oynadı yerinden
Ya kırılırsa başı çivinin
Canımı takıp dişime
Senin adını haykırdım uçuruma
Sesim geri döndü yüzonbeş metreden
Ve bir milyon yıl öteden
Çivi söküldü harnupun bağrından
Demek benimsin günün birinde sevgilim
Harnupun yarası on yıllık
Benimki yedi
Harnup yüz yaşında
Bir milyon yıllık uçurum
O paslı çiviyi saklıyorum
Güver uçurumunca sabırlıyım
Ölsem de kalsam da
Dünya durdukça seni seviyorum

Aziz Nesin
Antalya, Haziran 1983
-Bütün Şiirleri 1-

Resim: Güver Uçurumu/Düzlerçamı, Antalya

mudanya – Selahattin Yolgiden

SELAHATTİN YOLGİDEN MUDANYA  RESİM TİRİLYE

“uyan küçük deniz yıldızı
hangi dalga attı seni kıyıya,
hangi deniz istemedi yaşamanı?”

uykuların kıyısı aşka çıkar her zaman

tirilye’de bir şubat sabahı
“tırtıklı deniz kabukları”
toplarken sahilde
uyku ağlıyordu gözlerinde
doyulmamış her şey gibi

“sana çerçeveler yapacağım
içine resmimi koyacağın
ay aşkım, gökten bir yıldız indirsem
yanyana yapıştırsam üstüne
deniz ve gök beraber olsa, hiç ağlamasan…”

koskoca bir gün
sığınıp kumsalda yatan
bir kayığın gölgesine
masallar dinledik denizden
şubat rüzgârında
birbirimize sokulduk

nasıl birleşmişti ellerimiz
ah evet bahaneler,
“üşüyorum çok soğuk!”

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

RESİM : MUDANYA-TİRİLYE / BURSA