TEMBİH – Sezai Sarıoğlu

SEZAİ SARIOĞLU TEMBİH

doğu’ya pirince giderken
şiirlerini yanına almayı unutma
oyuncakçı dükkânı yok orada

tembihsiz dağlara çıkarken
anahtarı su saatinin üstüne koy
hayat kilide kolaylık versin

dağlardan tembihli inerken
ardındaki yaşları toplamayı unutma
yeni heveslerin kötü aynalar çatlatsın

dağların anahtarlarını kaybetmeyenleri
deftere kenar süsü kaydet
yanlış rüyalarda sabahlamayalım

son çıkan kapıyı sıkı çeksin
ordular ve savaşlar içeri girmesin,
diyen annelerin sükutunu dua say

sözün ipini çöllere uzatıp
anlamın kalbini kırmak istemem
ilk sözüm son sözüme göz kulak olsun

dağa kolay çıkılır zor inilir
anneler uzun
çocuklar kısa sürmüşse…

Sezai Sarıoğlu
-aşk dediğin haram olur-

 

RESİM  :  Munzur Dağlarındaki ters lale (ağlayan gelin)….

Halil Cibran – Kum ve Köpük’ten…

HALİL CİBRAN KUM VE ÖPÜKTEN

Senin en güzel giysilerin başkası
tarafından dokunmuştur.
Senin en lezzetli yemeğin başkasının
sofrasında yediğin yemektir.
En rahat yatağın başkasının evinde bulunur.
Peki, söyle bana şimdi, kendini nasıl ayırabilirsin
başkasından?
**
Ayırmaktan ve sınıflandırmaktan sakınalım. Şairin
kafası da, akrebin kuyruğu da aynı topraktan yükselir
gururla, ihtişamla.
**
Sana hizmet edene borcun altınla ölçülemez.
Yüreğinden ver ona ya da sen de ona hizmet et.
**
Nasıl şarkı söyleyebilirsin, ağzın ekmek doluysa?
dua etmek için elini nasıl kaldıracaksın,
avuçların altın doluysa?

Halil Cibran
-Kum ve Köpük-

Çeviri: Kenan Sarıalioğlu

 

Aşk… – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ AŞK ÇEKİLME SULARINDAN

Cannetti’den bir alıntı daha yapalım: ” Birine şöyle demek çok güzeldir: Seni hep seveceğim. Ama insan gerçekten bir de böyle yaparsa.” Evet, sanırım aşk, hep böyle yapacağımızı sandığımız, ama hiçbir zaman yapamadığımız akıldışı yaşantısı insanın.
Küçücük hayatlarımıza yeryüzü genişliği kazandıran biricik
duygumuz. Doğanın bedende çiçek açması. İnsana acısından
haz aldıran bir tutulma. Bütün kadınları bir kadına, bütün
erkekleri bir erkeğe dönüştüren güzellik körleşmesi. Deneyimi,
ustalığı olmayan büyük acemilik. Hiçbir zaman
tamamlanamayan bir yaşantı olduğu için, şiir gibi tanıma
gelmeyen varoluş hali. Belki de bu yüzden Sagan’ın sözü
aşk konusunda söylenmiş, hadi en doğru demeyelim, kalbimi karşılayan birkaç sözden biridir benim için: “Aşk, iki kişi arasında geçen şeydir.” Önlem duygusunun aşkta yeri yoktur, bilinir, ama Necatigil’in şu dizeleri, bir başka insan halini çok erken bir
sızıyla duyumsatır bize: ” Azalınca ihtiyarlık çağlarında/
Aşkın ateşi/ Bir sevda hatırasıyla ısınmak/ Her ihtimale karşı.”

Şükrü Erbaş
2006 / Uçuruma Atılan Harfler
-Çekilme Suları-

 

Leke – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN LEKE

Çağın en karmaşık yerinde durduk
biri bizi yazsın, kendimiz değilse
kim yazacak
sustukça köreldi
kaba günü yonttuğumuz ince bıçak

nerde onlar, her kımıldayışta
çakan tansık, ışıldatan büyü
bir gün daha görülmedi
bir gün daha geçti otları soldurarak

öğrendik de körmüş, sanki yokmuş
ne yol ne bir geçip giden
ne kaydını tutan geçip gidenin
dediler ki
onları kilitle, anahtarı eski yerine bırak
oysa
utanılacak bir şeymiş, öyle diyor Camus
tak başına mutlu olmak
sesler ve öteki sesler, nerde dünyanın sesleri
leke dokuya işledi
susarak susarak

Gülten Akın
-Deli Kızın Türküsü-

 

Güzel Hata – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN GÜZEL HATA

1.
İnsanlar birbirlerini sevmezlerse diye,
gün olur da bazen sevmezler ya hani
unuturlarsa nasıl bir şey olduğunu
bir günah gibi hata işlemenin
onlara en çok kendilerini hatırlatmak için
dürtmek için, uyuma, uyutma, kendine gel,
yaşıyorsun hâlâ, günlerin çok daha,
bir papağan gibi de olur bir guguk kuşu da
saat kuşu diyorlar ona bir kız bir oğlan
kardeş kardeş ötüşmelerinde mutluluğun
sen onlara aldırma ya da istersen aldır
yeter ki kuşunu, yani zilini çaldır,
papağan da söylensin dursun söylensin dursun
söylenmiş durmuş söylenmiş durmuş desinler:
Tik tak tik tak olur mu hiç çalışmamak
yanlış kuş yanlış kuş
böyle de şarkı olurmuymuş
papağanın hanekuşu olarak dediği şuymuş:
Sevmemek olur mu hiç sevmemek olur mu
olmazmış, olmasın diye, zira insan hem kısadır
hem eksiktir, ölüm küçüktür ama insan
ölümden de… Ne kadar tamamlanırsa
o kadar iyi diye şiir yazmış şairler,
türkü söylemesi gibi bir şey yapıcıların bu da,
insandan bir Babil yükselmeyeceğini bilseler de,
yüksel ki yerin Babil değil sisifos, sisifos diye
fısıldanmış sanki hepsinin içine, sur,
çalınmış üflenmiş kıyama kadar: ses
denmiş, sus mu denmiş, bir ses bir sus
Haydar Ergülen
-aşk şiirleri antolojisi-

 

9 Ekim 1945 – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET 5 EKİM 1945
Dün gece rüyama girdin :
dizimin dibinde oturuyormuşun.
Başını kaldırdın, kocaman, sarı gözlerini bana çevirdin.
Bir şeyler soruyormuşun.
Islak dudakların kapanıp açılıyor,
sesini duymuyorum ama.

Gecenin içinde bir yerlerde aydınlık bir haber gibi saat çalıyor.
Havada fısıltısı başsızlığın ve sonsuzluğun.
Kırmızı kafesinde, kanaryamın ; “Memo”mun türküsü,
sürülmüş bir tarlada toprağı itip yükselen tohumların çıtırdısı
ve bir kalabalığın haklı ve muzaffer uğultusu geliyor kulağıma.
Senin ıslak dudakların hep öyle açılıp kapanıyor
sesini duymuyorum ama…

Kahrederek uyandım.
Kitabın üstünde uyuyakalmışım meğer.
Düşünüyorum :
yoksa senin sesin miydi bütün o sesler?

Nazım Hikmet
-Saat 21-22 Şiirleri-