Ömer Hayyam …

ÖMER HAYYAM RUBAİ  147Yoğun
bir acıyla titrediğinde, artık gözyaşların
akmadığında, yağmurdan sonra harelenen çimenleri
düşün! Ne zaman duru bir gökyüzüyle çılgına
dönüp, sonsuz bir gecenin dünyaya çökmesini
dilersen, uykusunda gülümseyen
bir çocuğu
hatırla!

Ömer Hayyam
Çeviri: Kenan Sarıalioğlu

kor ve kül – Arzu Demir

ARZU DEMİR KOR VE KÜL

şakaklarımdaki
ilk beyaz tel
ve aynadaki kırgın gözlerim
baktık
yeşim taşı bir kolyeye
eşiğinde
tahta bir kapının

yaşam
dünyaya serili kaftan
şöyle kaldırılınca ucundan

lafı edilmez

sıkıştığımız burgaçlar
yitirirken ritmini
cehennemin tellerinden tutunur
ömür dediğimiz

insansın
kaderi bu üstündeki çılgınlığın
kor ve kül

içine sinmese ne olur
bir arya söyler kadın
geriye sen kalırsın
nedeni yoktur

Arzu Demir
-Şeytan Gül Dalına Dönerse-

Ninemin Şapkası – Eleni Vakalo

ELENİ VAKALO NİNEMİN ŞAPKASI

İlk kez nasıl âşık olduğunu sordum nineme

Başımda bir şapka vardı
Çevresinde de çiçekler
Şapkanın üstünde bir kuş vardı
Bu kuştan başka bir dal sarkıyordu
Dalda da çiçekler
Ucunda ise bir yuva
Boynumun üstünde duran
Orda da kuşlar vardı
Ve kuşlar uçtu

Eleni Vakalo
(1921-2001)

Çeviri: Cevat Çapan

Sevdiğimiz Kadınlara – Nikos Engonopulos

NIKOS ENGONOPULOS SEVDİĞİMİZ KADINLARA

Gerçekten özgür toplumlarda, kadınlar da
özgürdürler ve tapılırcasına sevilirler. – Saint Just

sevdiğimiz kadınlar nardırlar
gelir bulurlar bizi
geceleri
memeleriyle yok ederler yalnızlığımızı
yağmur yağarken
kendilerini saçlarımıza gömerler
ve onları parlayan gözyaşları
ışıyan kıyılar
narlar gibi
süslerler

sevdiğimiz kadınlar kuğudurlar
bahçeleri yalnızca kalplerimizde yaşar
kanatları
meleklerin kanatlarıdır
heykelleri gövdelerimizdir
ta kendileridir sıra sıra güzel ağaçlar
ayaklarının uçlarına basarak
bize yaklaşırlar
ve bizi gözlerimizden
öptüklerinde
kuğudurlar

sevdiğimiz kadınlar göldürler
yanan dudaklarımız o göllerin kamışlarını üflerler
güzel kuşlarımız onların sularında yüzerler
sonra
kanatlanıp yükselirken – kendilerine özgü görkemle-
onları yansıtır
göller
kıyılarındaki kavaklar ezgileriyle
içimizdeki hüznü yok eden birer lirdirler
sevinçle ve dingin
taşarak üstümüze geldikçe
sevdiğimiz kadınlar
göldürler

sevdiğimiz kadınlar bayraktırlar
tutkunun rüzgârlarında dalgalanırlar
geceleri ışır
uzun saçları
sıcak elleriyle
hayatlarımızı kavrarlar
gökyüzünün kemeridir
yumuşak karınları
onlar bizim kapılarımız
pencerelerimiz
yelkenli sandallarımızdır
yıldızlarımız her zaman onlara yakın yaşar
renkleri sevda sözleridir onların
dudakları güneş ve ay
üstlerindeki kumaş
en uygun kefendir bizi saracak:
sevdiğimiz kadınlar
bayraktırlar

sevdiğimiz kadınlar
ormandırlar
ağaçlarından her biri bir aşk işaretidir
ve bu ormanlarda bize yolumuzu kaybettirirlerse
işte o zaman
buluruz kendimizi
gerçekten yaşıyoruzdur o zaman
ve uzaktan fırtınanın yaklaştığını duyduğumuzda
ve rüzgâr bize
panayırların müziğini
ve gümbürtüsünü
ya da tehlikenin boru sesini
ulaştırdığında
elbette bizi hiçbir şey korkutamaz;
o sık yapraklar kuşkusuz koruyacaktır bizi
çünkü sevdiğimiz kadınlar
ormandırlar

sevdiğimiz kadınlar limanlar gibidir
(güzel gemilerimizin
tek yönü
tek ereği)
gözleri dalgakırandırlar
omuzları mutluluğun semaforları
baldırları rıhtımdaki amforalardan bir çizgi
bacakları deniz fenerlerimiz sevecenliğin
-özlem duyanlar Katerina derler ona-
dalgaları olağanüstü okşamalardır
Sirenleri yolumuzu şaşırtmazlar bize
dostça davranırlar
yol gösterirler
limanlara: sevdiğimiz kadınlar

tanrısal bir özü var sevdiğimiz kadınların
onları kollarımıza alıp
sımsıkı sarıldığımızda
tanrılarla bütünleşmiş oluruz
ürkütücü kuleler gibi yükseliriz
– kimse alçaltamaz bizi –
onlar da beyaz elleriyle
tutunurlar bize
bütün halklar ve uluslar
adımızı haykırarak
bize tapınmaya gelirler
– sevdiğimiz kadınlar
bize tanrısal özlerini de
aktardıkları için
çağlar boyunca
ölümsüzüz biz de

Nikos Engonopulos
-Atina, (1910 – 1985)

Çeviri: Cevat Çapan
-Çağdaş Yunan Şiiri Antolojisi-

Özlem – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA ÖZLEM  (C) Nika Fadul
Özlem, şimdi-burada, senin bulunduğun yere yağan
yağmurun, o’nun bulunduğu yere de yağması
konusundaki ikircikliliğindir : ” Keşke, burada, yanımda
olsa da, yağmur yağsa birlikte üzerimize – keşke,
orada, yağmasa üzerine de ıslanmasa…”

Özlem, şimdi gidip uyuman konusunda da,
ikircikliliğindir:-

” O, şimdi uyuyor mu – uyuyor olsa da, yarın
yorulmasa…” – ” O, şimdi uyuyor mu : uyumuyorsa,
beni düşünüyor olsa – ben de gidip uyumasam…”

İşte : ‘diğergâmlık’ (bencil olmama) ile ‘hotgâmlık’
(bencillik) arası birşeydir özlem:-
Özlenenden yola çıksa, özleyene;
özleyenden yola çıksa, özlenene, yönelen…

Özlem, ne – yalnızca – sen, ne – yalnızca – ben
dir – özlem,
biz
dir.

Özlem
biz
iz.

Oruç Aruoba
-uzak-

Resim : (C) Nika Fadul …