AYRI OLMAK – Baki Ayhan T.

gelin canlar

BAKİ AYHAN T AYRI OLMAK

Ayrı olmak;
kırmızı şarabın kesmesi gecenin soğuğunu
ayrı olmak;
sonsuz çölde ilk adımı koşunun
çocukluğumdan uçurduğum tarlakuşunun
kanat çırpması loşluklarda
zamanıydı her şeyin
aşkın zamanıydı, aydınlığın zamanı
bir gemiyi bir başka gemide yitirmenin
kırılan şişede kesilip gitmenin
yalnızlığı kana kana içmenin zamanı
ayrı olmak biraz da buydu
karmaşık bir soğuk bulutlar kümesinde
alabildiğine üşümek
boşluklarda yitirdiğimiz zamanı
güz anılarında bölüşmek

BAKİ AYHAN T.

View original post

Pikabın kolu – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN PİKABIN KOLU

Birden içimizin boşalan makarası:
Çocukluğumuza kadar dağılan
acı şeker tadı ağzımızda
İlk kıymıkları kalbin, ilk kırıkları

Günümüze vuran ilk sayıklaması
yaş almamış küslüğün, gücenmişliğin

kolayına yenilmeden hatırlamak, şimdi
mazide sızlayanı

plağın takıldığı yerde hayatımızı çizen şarkı
elimiz yetmez geçmişteki plağın koluna

acı şeker, ham uğultu

aynı tortu, aynı şarkı, aynı

Murathan Mungan
2010
-Sözcükler D.Temmuz/Ağustos’14-

POZ – Ferruh Tunç

FERRUH TUNÇ POZ    (C) Ildiko  Neer

Yatağının ve saatinin önünde
Son fotoğrafını çektirdi adam.

Tedirgindi,
Güneşsiz.

Elma çekirdeğinin onu çağırmakta olduğunun farkında;
Toprağa düşeceğini yakında, rüzgârın tuzlu avuçlarından.

Sessizdi,
Törensiz.

Sağrısı kar tutmayan atının ardı sıra
Yürüdü, devrilen ağaçların derin ormanına.

Uzakta bir baykuş durmadan ötüyordu.

Ferruh Tunç
-Sözcükler D.Temmuz/Ağustos’14-

Kavuşma – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL KAVUŞMA

Damlanın mutluluğu ırmakta ölmekmiş
El Gazali
ah ne yapmalı bu hayatla
geçtiğim yollar açtığım kapılardı
kapandı ardımda
titrek bir ışık, başucumda

içimden taşan yalnızlık
sarıyor duman gibi her yeri
birbirimizden uzaklara
savuruyor bizleri

söyleyecek birşeyler vardı rüzgâra

anladım! yalnızlaştıkça
insan biraz daha
benziyor Tanrı’ya
ah, ne yapmalı bu hayatla

ırmakta ölmeyi dileyen o damla gibi
yürüyüp durmaktan başka
Sana uzanan yollarda

Tuğrul Tanyol
-Mühür D. Kasım/Aralık’14-

SİYAH SATEN BİR GECELİK – Oya Uysal

OYA UYSAL SİYAH SATEN GECELİK

Birazdan kayacak omuzlarından ayakuçlarına, siyah saten
bir gecelik. Geceyi soyunacak şafak.

Bildik yatağında usul akıp giderken
akmayı unutup durmuş bir nehirdir artık günler.

Ben cezasına razı çocuk!
Gökyüzünden yıldız çalıp kâğıtlara yapıştıran şair kadın!
Son sözü söyletmemek için kadere,
saplanmayı bekleyen
bir hançer;- Kendi seçtiği ölüm yakışır ancak
diyor
bir şairin bedenine.

Hatıralar, hatıralar…
Bende, bir duvar çatlağında can bulan incir kadar
kendinden ve kendi haline bırakılmış olan aşk…
Gerçeğin körleştiği yerde başlayan aşk ve bile isteye
çileye kapanan zavallı kalp…

Bir yaz gecesi düşünün ki uzak kıyılarda,
süzülüp usulca girsin içeri
ayın gümüşü. Ne keder, ne imkânsız ve umutsuz hayaller,
ne de lâl ve yalnız kalbim
sıyırıp siyah saten bir gece gibi gövdemi, çırılçıplak
ruhumla seviştiğim
sevgilim.

Tehlikenin hazzıyla atılan adımlarla yaklaşılan uçurum,
beni içine çeken ikilem
cesaret ve korku mu desem, ya da
yaşamak ve ölüm

vakti geldiğinde, varsa eğer yüzüne tanrının
bir çigt lafım olacak elbet
arkadan konuşmayı sevmem.

Geceyi ürküten karanlığa karışan sandal,
sallanıyor hırçın dalgalarda
kara görünmedi daha. Ve Nuh’un saldığı
güvercin
geri dönmedi hâlâ.

Birazdan kayacak omuzlarından ayakuçlarına, siyah saten
bir gecelik. Geceyi soyunacak şafak.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

Mavi – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN MAVİ

Üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu
anlam olmak için yeterince çıplaktın
şiirin nasıl birşey olması gerektiğini
hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:
Ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin
neyi hatırlatıyorsa ona inanıyorum, gözlerin
Cihangir’i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir
Üsküdar’dan o rüyaya baktım: Maviydin
bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
Usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım
uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
burada içimize yağacaktır, inandım, mavi
bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
Gövdene de ben böyle inandım, duruydu, şiirin
nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
Öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlıyorsa
ona inanıyorum, beni hatırlamasa da, biliyorum
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini…

Bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!

Haydar Ergülen
-40 Şiir ve Bir…/nar-