Yorgun, zinde – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN YORGUN ZİNDE

İçindeki ezgilerin çoğu, küs
bir çocukluktan kalma

tedirginliğin zinde
yorgunluğun dinlendirici
sen söylemiyorsun sanki
şarkılar dönüyor dilinde
belleğin azala çoğala aldattığı
her yarım söz
tükenirken başka ağızlarda

yazın kır, kışın soba taşrada
bilirsin çocukluğun mutlulukları
beneklenip
acı veriyor
bir zaman sonra

dudaklarında çoktan sönmüş
ezberinde duran sözler, şarkılar
dipdiri bir boşlukta çınlayan hafıza
unutulanlar aynı değil
aynı değil hatırlanan

ne çocukken yaşıt
ne yaşlandığında akran

Murathan Mungan
2006
-Sözcükler D.Temmuz/Ağustos’14-

Kırık Ayna – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ KIRIK AYNA

Parmakların ucuyla arkaya attığın
saçlarının sonbaharına düştüm
elimi tut, yalnızlığımı okşa
gözünün izi kalsın gözümde…

Aynada ki sûretine sar beni

Gamzen açan kır çiçeği
üzerinde idi acılarım
sen rengini kokladın
ben kokusunun rengini

Sonbahar akşamına sar beni

Seni hangi ömrümle sevdiğimi
bir güz yağmurları bildi
bir de saçlarına düşen sonbahar
kahve falına resmini kim çizdi?

Üşüdüm yağmuruna sar beni

Hasretime vaha, çölüme serap ol
kendine başka anlam bulsun intihar
son istasyonda beklerken ömrüm
seni sevdim, ne söylesem, hepsi inkâr

Giderken, elvedana sar beni

Refik Durbaş
Mayıs 2014
-Sözcükler D. Temmuz/Ağustos’14-

RESİM:  (C) Stephen’s /sonbahar yağmuru….

KORKU – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ  KORKU

Seni istedim. Hüzne sığınmadan. Sevince inanmadan.
Yorucu sözler uzadı. Sarı sokaklar büyüdü. Yarasalar
akşamı getirdi bahçeye. Balkon ne içerde ne dışarda.
Eşyalarda tuhaf bir ürperti. Zaman bedene değiyor.
Yalnızlık, dedim, alışkanlıktan başka ne ki… İyi
insanların vakitlerinden korktum. Göğsümde çıplak
bir gece. Kasıklarım topuklarının oyuğu. Ağzım yasaklarını istedi. Gittim ölüme baktım. Durgun suda
sinek örtüsü. Aynı huzur yataklarda. Suça inandım.

Ey benim kedilerden köpeklerden öğrendiğim… güzel
sözleri geçtim. Seni bir daha istedim…

Şükrü Erbaş
2006
– Noktalar/Unutma Defteri-