Ökkeş – Attila İlhan

böcekler kaybolup ocak çekirgeleri
gecenin camlarını tırmalamaz oldu mu
bir hasretlik çöker leyleğin gözlerine
turnalar katar katar leylekler eğrim eğrim
cem olur göçer artık arabistan illerine
menzil görüp yaylaları ovaları
bir garip gelir insana
hazin şeyler düşündürür
terk edilmiş yuvaları
hırçınlaşır tozutur gazelleri döndürür
toz ilen toprak ilen arşa değin
evvel ahir bildiğin
gayrı yağmursu kokan garbi yelleri

istasyondan çıkar arşın arşın uzanır
bir o yana bir bu yana telgrafın telleri
biri bahçe’ye gider biri ırağa gider
trenler hasret taşır selam götürür
tekerinde tıkırtı bacasında duman
ıslahiye’den gelir osmaniye’den gelir
trenler dört bucaktan yolcu getirir
getirir istasyon’a bırakır
bazı gece sinsi bir yağmur atar
bazı sabaha karşıdır
doğmasına vakit vardır daha güneşin
üç çeyrek tutan kasaba yolunu
göze alamayan yolcular biner
o çift atlı çıngıraklı arabasına
arabacı ökkeş’in

ökkeş çopur yüzlü mavi gözlü bir adam
söver gibi güler döver gibi konuşur
günde iki seferi var civanım
para tutmak konusunda hüneri var
cümlemizce meşhurdur
kasabaya yeni gelen mülkiye müfettişine
arabaya binmeden -‘paraları gevşe’ demesi
lâkin böyle sıkı tutmasaydı elini
araba sahibi adam mı olurdu
günlük postasını kazanın
sırtında getiren çakır ökkeş
her sabah üç çeyreklik mesafeden

bazen yağışlı bir kış gecesi
karanlık bir bez gibi ıslak ve siyah
yapışır sakalları uzamış yüzüne
inadına tehirli gelir toros ekspresi
yol boyunca beygirleri sürerken
görmeye savaşır harap köprünün
hâlâ yıkılıp yıkılmadığını
sulardan civanım sulardan
gözlerine kaçar cıgarasının dumanı
rüzgârdan

bu günlerde keyfi yerinde değil
çopur yüzlü çakır gözlü ökkeş’in
kendi halinde bakkallık ederken
osmaniye’den bir fayton uydurup
‘rekabet’e girişmiş akrabası
bilâllik’li kaval boylu yusuf aksay

işte sabah ortalık toz pembeden
şimdi ayaz gözlerini dondurur
yakar yakar ateşini söndürür
ağzında cıgarası beygirlere küfreden
gök gözlü çopur ökkeş’in
derken yabancı tekerlek sesleri
yaklaşır yaklaşır destur diyerek
geçiverir dingilli eğri fayton
ökkeş’i körükleyerek
ateş gibi bir küfür yanar cıgarası
gözlerini devirir kırbacını savurur
şimşek gibi çakan bir an içinde
hatırlayarak bir başına saltanat sürdüğü
ister yürüdüğü ister durduğu
isterse arabayı kuş gibi uçurduğu
o geçmiş geri gelmez günleri

leyleği yollamıştık gâvurdağı’ndan
kanatları telli pullu turnalar ile
kıyamete kadar böyle gidip gelecekler
kuzey’den güney’e güney’den kuzey’e
bu hikâye böyle devam edecek
kimbilir kaç araba kaç çopur ökkeş
ömrünü tamamlayıp yollarda eskiyecek
insana kafa tutan dağ yollarını
benzin ile çalışan kayalarla güreşen
dağ yapılı arabalar yeninceye dek
Attila İlhan/ gâvurdağları’ndan rivayet
-duvar-

 

 

One thought on “Ökkeş – Attila İlhan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s