Tag Archive: Şükrü ERBAŞ


ŞÜKRÜ ERBAŞ KİMLİKSİZ DEĞİŞİM V RESİM ARA GÜLER

Onlar mı?

İbresi çarşılarda pervane
Kırmızı, kesik aybaşlarında
Maaşın üstüne vergi iadesini koyarak
Borçlarını ödemeye çalışıyorlar.
Gülüşleri uçurum, duruşları lal
Nereye baksalar gözlerinin burcunda
Sapı hayal işlemeli bir hançer
Bir sıradağ kaşlarının arasında.

Onlar mı?

Yıpranmış giysiler içinde mağrur
Her gün bir başka yenilgiden dönüyorlar.
Kupon çekiliş maç
Kupon çekiliş maç..
Çekilip ilk akşamdan evlerin damına
Televizyon izleyip bulmaca çözüyorlar.
Kalmadı toplanacak yerleri
Camilerden ve biracılardan başka
Bir yalnızlığı dönüyor hepsi kendi ekseninde
Aynalara baka baka çoğalmaya çalışıyorlar.

Onlar mı?

Oğulları büyük adam olacak, kızları hanım
Kendileri bir gün elbet, bir gün elbet Allah kerim…
Öndekibi izliyor arka tekerlek
Katlanmak makamından bir ağır şarkıyı
Yıllar yılı için için söyleyerek
Geçiyorlar bir eski ömrün kalıplarından
Kirpikleri düğümlü, bedenleri kırık
Resmi demeçler, tükenmiş çareler içinde
Yaşıyorlar
Başkalarının kendilerine biçtiği hayatı…

Şükrü Erbaş
1987-88
-Kimliksiz Değişim-

FOTOĞRAF : ARA GÜLER

Şükrü Erbaş…

ŞÜKRÜ ERBAŞ YAŞAMA TUTKUSU

ŞÜKRÜ ERBAŞ ÖZLEMİN KIYILARI

Rüzgârını içinde taşıyan bir bulut gibi
Takılıp bir gece treninin düşlere bakan camlarına
Çekip gitsem bir gün, çekip gitsem
O yaz mavilerinin dünyaları yumuşatan
Dalga dalga kırılan içli kıyılarına
Geçerek derin tünellerinden sevgisizliğin…
Durur mu bilmem durur mu
Denizin ve anıların üzerinde
Gözleri iki damla bal gibi kirpiklerinden süzülen
Gülüşü güneşlerden ışıklı
Gülüşü el çırpan sular gibi köpüren
O çocuk, durmaz mı bilmem, örtüp kalbini
İnce saydam yapraklarıyla suskunluğun
Duyguların içedönük dallarında…

Şükrü Erbaş
-Kimliksiz Değişim-

ŞÜKRÜ ERBAŞ

ŞÜKRÜ ERBAŞ TANIDIM SENİ

Seni yalnızlığından tanıdım
Kirpikleri kırık çocuk
Çiğneyip durduğun dudaklarından.
Gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
Bir eylül göğünün bulut kümeleri
Donuk bakışlarında;
Hüznün nasıl da benziyordu
Benim ilkgençliğime

Ellerinden tanıdım seni
Yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
Bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
-Anılardan anılara ince çizikler…-
Yüzün bir türkü sonrasının
Kederli dalgınlığında;
Güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
Ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
Gücenik duruşundan tanıdım seni.

Seni kendimden tanıdım çocuk;
Yüreği sürekli çiğnenen bir yol
Gövdesi acılardan acılara köprü…
Biraz öfke, biraz umut, çokça onur
Olan kendimden.
Eğildim öptüm yıkık alnından
Uzaktın, kıyamadım sessizliğine
Biraz daha dedim içimden, biraz daha;
Gün olur, onuru güzel çocuk
Acı da yakışır insanın yüreğine.

Şükrü Erbaş
1981
-Küçük Acılar-

Hece Kapısı – Şükrü Erbaş

 

ŞÜKRÜ EBAŞ HECE KAPISI

Ol hayat ehline sorumdur Araf’tan
Ölüler bu dünyada yaşamazlar mı?

Kaç arzuyla çınlar mezar taşları gecede
Hangi tanrının günah çanıdır bedenim?

Kediler, çınarlar, hüsnüyusuflar
Seni sevmeye benimle eğilmezler mi?

Bir hece kapısından geçtim ki sonsuzluk
Ağzınla topukların arasında değilse nerdedir?

Yaşadım mı seni taflan korusu pencere
Harfler bu uzaklığı ölümden kurtarır mı?

Ardıçlar, köknarlar, katran ağaçları
Kirpiklerin değilse nasıl böyle uzarlar?

Ağzımdaki süt dişi, ey hayıf duygusu
Kim verecek bana senin özgürlüğünü?

Söylenmiş şarkım, gülümseyen ayrılığım
Zülüflerin dolaşıyor yıkık manastırda hâlâ…

Şükrü Erbaş
2012
-bağbozumu şarkıları-

ŞÜKRÜ ERBAŞ BAŞ DÖNMESİ

Ölümle konuşmaya başlamıştım
Ağaçlar avuçlarımda dünya masalıydı
Çiçekler nasıl da sonsuzdular
Zaman bedenimde tozlanıyordu
Ara sokaklarda bulanık perdeler
Bir eski bahçede sedef düğmeler
Uykulardan kopuyordu yıllardır
Yağmur değil ben çekiliyordum
Yeraltı sularının rahmine
Ey kalabalığın kara yalnızlığı
Yıldızlar taşlarla söyleşiyordu
Sokak köpeklerinden öğreniyordum
Sevgisizliğin açık yarasını
Çakıl taşlarında kış denizleri
Bedende yanıp bedende sönen
Odalar dolusu hayal kandili
Güneş evlerden çok
Mezar taşlarını ısıtıyordu.

Şükrü Erbaş
-bağbozumu şarkıları-

ŞÜKRÜ ERBAŞ DERİN KESİK 34

34.

Yaz gelir, dedim
Geçer üşümesi kalbimizin.
Bu, dünyalık acele
Batar bir gün bedenine insanın.
Bir külü üflemekten bembeyaz
– Ağzımızda bir kesik su -
Uzanırız simsiyah yataklara..

Anlatabilmek için bunu sana
Kaç güz yaşattım, kaç gözyaşı kurusu:

Bir tek pişmanlığın gülü solmaz.

Şükrü Erbaş
-Derin Kesik-

GECİKME – Şükrü Erbaş

ŞÜKRÜ ERBAŞ GECİKME

~~ Paul Eluard’ı anarak

Uyuyan şu insanların rüyaları adına
Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
Ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
Sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
Denizin büyük mavi karanlığı adına
İncinmiş gururun gözyaşı adına
Nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
Umudun umutsuzluktan ağır yükü adına
Kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
Yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına
Saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
Şarabın mumla seviştiği geceler adına
Arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına
Yoksulluğun uzak derin gözleri adına
Yüzü yere düşen çaresizlik adına
Kavuşmanın kekeme sevinci adına
Herkesten yapılmış duvarlar adına
Kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
O ışık goncasının arzusu ve korkusu adına
Benim kırk yıl geçikmiş avunmaz zamanım adına…

Aşkı bir gövdeden doğuran dünya
Sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne
Ayrılığa bırakma beni
Ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü…

Şükrü Erbaş
-bağbozumu şarkıları-

ŞÜKRÜ ERBAŞ HER ŞEYİN ANNESİ

Yakıcı Akdeniz güneşinden ne kalmışsa
Turuncu bir iyimserlik, bunalan kalbi toprağın
Her mevsim ayrı yaşama bilgisi
Ne kalmışsa yağmurların uzun ikirciminden
Fırtınanın bağışladığı emek
Çocukların gözlerinde kaybolan boncuklar
Her geçe açılan mezarı bir erkeğin
İki küçük kasa şimdi, duruyor önünde
Kadın değil de annesi her şeyin…
Nasıl bakarsa Tanrı dünyasına
Öyle bir uzaklıktan bakıyor portakallara.

Zamanın yeni bilgisiyiz biz
Parayı verip alıyoruz hepsini…

Şükrü Erbaş
2004
-Gölge Masalı-

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 224 takipçiye katılın