Tag Archive: Oya UYSAL


???????????????????????????????

Sabah
Yalnızlığa bakan balkonumda
bir çift güvercin sevişti
dudak izin silinmiş bedenimde ürperti…

Şimdi
vişne bahçesinde sırtüstü uzanmıştır nisan,
şiir ezberletir böceklere.
Dağınık, ıslak ve soğumuş içine,
bir günışığı edin. Sarkıtır renklerini gökkuşağı,
çalkantılı karanlık iç denizine
yüzünün acıya değen yerine.

Tuhaf bir biçimde tutunduğum hayatın
sayfa kenarlarını desenleyen
ayışığı
usulca gezindi ayva tüylerimde…

Kağıt gemiler süzülürken uzak imgelere
bir gül sığındı dikenine.

Oya Uysal
-Uçuruma Düşen Nehir-

OYA UYSAL DİNLEDİ KALBİM SESSİZLİĞİ

Zaman durup beklemezdi, durdum ve zamanı bekledim
sustu dinledi kalbim sessizliği.

Ne zaman sokulup göğsüne, uzansam,
çoktan gitmiş olurdun ya uzaklara
aramızda kıvrılıp yatardı
yalnızlığım.

Sende sana ulaşılmayanı sevdim, sende
kendimden bir şeyleri
köklerinden sökülmüş umutlarımla durdum bekledim
sustu, dinledi kalbim sessizliği.

Biz çölde karşılaşan iki yolcu
hayatın payladığı iki çocuk.

Orda uçuşan perdeleriyle karşı pencere,
taş duvarda yeşeren ot,
saçaktaki serçe. Soluk alıp verirken dışarda sokak
beni kendimden sakladı oda.

Sustu, dinledi kalbim sessizliği
senden gelene razı, ruhum
kucakladı ayrılığı
aşkın duvarlarıyla örülmüş yalnızlığım.

Biz çölde karşılaşan iki yolcu
hayatın payladığı iki çocuk.

Oya Uysal
-uzak olan sendin-

Bırak Suretin Kalsın – Oya Uysal

OYA UYSAL BIRAK SURETİN KALSIN

Boşalan odalarda sabrımı sınıyor zaman
gölgemden ürküyorum, aynalardan…

Artık kaybolmuş ve unutulmuş ne varsa
(Şehri, kendimi, şefkati, sevgiyi ve Ey Rüzgâr seni,
elbette seni)
gecenin sırlarını örten karanlığında arıyorum şimdi.

Kahramanı sokak olan bir romanın
yapraklarını karıştıran rüzgâr! Bırak kalsın
narin ve mağrur haliyle bende eski yüzün.
Bir türlü yerli yerine oturtamadığım hayatım
ve huzursuz ruhum için,
-hayalleri katledilmiş ruhum için- bırak kalsın
ölürken gülümseyen gözlerimde suretin.

Boşalan odalarda sabrımı sınıyor zaman
gölgemden ürküyorum, aynalardan…

Oya Uysal
-Mevsimini Kaybetmiş Rüzgâr-

Kara – Oya Uysal

OYA UYSAL KARA

Şimdi kavruk sokaklarında şehrin
ışıklı meydanlara kayan gözlerle karşılanır akşam.

Akşam ki, alır gelir ne varsa unutulmuş, kayıp,
az önce burda yoktu bu yalnızlık.

Sen. Kendi içinde dolaşan yolcu,
kapıya konulmuş çocuk. Baksan,
aynada aradığın suçlu.

Ah! Solgun güllerin hüznü var yüzünde, gülümse,
tekrar tekrar ölümlerden ibaret olan
bu tekrarı olmayan hayata gülümse.
İşte ucu yeryüzünün ve düştü düşecekken
kâğıttan bir gemi
- Kara göründü, diye
bağırıyor biri.

Şimdi kavruk sokaklarında şehrin
ışıklı meydanlara kayan gözlerle karşılanır akşam.

Akşam ki, alır gelir ne varsa unutulmuş, kayıp,
az önce burda yoktu bu yalnızlık.

Oya Uysal
-uzak olan sendin-

OYA UYSAL YAZDIM YERYÜZÜNÜN KALBİNE

Gece sessiz. Sızıyor balkondan odaya usul kalp atışları şehrin
unutulup gidecek yaşanan bu an´da zamanın bulanık sularında.

Ey! Dünden bugüne taşınmış
eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş.
Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine,
acıdı kalbim.

Her veda kaybedilmiş bir topraktı bedenimden ve aşk
titreyen kandilleriyle sonsuz gökyüzü.

Kapısı sert çekilmiş odalarda
kendine terk edilen aşklardan döndüm,
sonu aşka varmayan yollardan

tekrar tekrar kendimden döndüm, ardımda yüzleri silik,
soluk kalabalık… Sevdiler beni, sevdiklerim oldu,
bir yerlerde çarpan bir pencere, dağılan kalabalık.

Gece sessiz. Sızıyor balkondan odaya usul kalp atışları şehrin
unutulup gidecek yaşanan bu an´da zamanın bulanık sularında.

 

Oya Uysal
-Uzak Olan Sendin-

Hiçliğin Sesi – Oya Uysal

OYA UYSAL HİÇLİĞİN SESİ

Yıkıntılar arasında kendimi aradım.
Adı konulamayan, duyumsanan bir şeylerin,
bir büyünün, imgelerin aydınlıkta kalan yüzünün,
öyle kırılmış, yırtılmış, ötede beride dağınık parçacıkları
artık hiçbir şey olan şeylerin darmadağınıklığı…

Sessizce durdum ve duydum
içimde giderek büyüyüp genişleyen halkalarla hiçliğin sesini
ve hayatın aslında, düşsel bir göle düşen tinlerimizin
titrek aksinden başka bir şey olmadığı gerçeğini…

Yıkıntılar arasında kendimi aradım, kendimde seni
başka başka yüzlerde, değişik söylemlerde
süslü duyarlıklarda seni
acıtan sevginin eşiğinden aşıp dingin aşklarda aradım
tekrar tekrar yeniden, uğultulu sevgini…

Ve artık hayatın anlamını aramaktan vazgeçip
hayatındaki anlamımı arıyordum

uzayan sesssizliğin serin sularında kaç günün ilk ışığı,
kaç kırık akşam, kaç dolunay yıkandı
bilmiyorum
ama öfkeyle kabaran bir nehrin iki kıyısında
öyle durup sınarken birbirimizi, içten içe biliyor
olmalıydık
köprülerin de sürüklendiğini.

Ne zaman uzak hayallerde gezinsem gizlice
suya inmiş ürkek bir ceylan, öyle durur
incecik kanar
avcısının içindeki iyiyi seyrederdi

kendiliğinden gelen usul, ıslak bir sızı
güz soluğu yüzümün kıyısına düşerdi
gecede sonsuzluğun kokusu.

Kimsesiz çocukların düşlerini örten karlı mevsimlerden
soğuk, yalnız, tek renkli günlerden geçtim
gündelik üzünçlerde ayakuçlarıma çömelip,
başını dizlerime dayadığın soluk akşamüzerlerinden
seninle çılgın bir nehrin iki koluyduk henüz
birleşip ayrılan, birleşip ayrılan…

İşte salkım saçak bir sis çöktü
zamanı geriye çekebilsem, yeryüzünü seçebilsem
hafif hafif kımıldayan dantel perdenin gerilerinde,
vişne ağacında salınan uçurtma iskeletini
belki bir iki martıyı
penceremde gezinen denizin mavisine
beyaz bir çizgi çeken yelkenliyi,
bulutların değişik figürlerinden nesneler çağrıştırır,
lirik bir şiirin ilk müsveddesinde şekillenebilirdin.

Kırılmış, yırtılmış, ötede beride dağınık,
adı konulamayan, duyumsanan bir şeylerin
parçacıkları
artık hiçbir şey olan şeylerin darmadağınıklığı…

Oya Uysal
-Uçuruma Düşen Nehir-

 

Gece ve Sokak – Oya Uysal

OYA UYSAL GECE VE SOKAK İSTANBUL

~~ Eskiden de burada mıydı
Bu gidecek bir yeri yokmuş gibi duran sokak… ~~

*

Uyandırmamak için gecenin kollarında daldığım rüyadan
parmak uçlarında yürüyor sokak.

Beni kendine çeken saklı bir sevgisi var bu sokağın
başını kaldırıp bakışı pencereme. Sokaklar ki
evler gibi izdüşümü ruhumuzun, suskun tanıkları
ömrümüzün.

Bir oda düşünün ki;
baştan başa resim pencereler
akıp gitsin bir nehir içinden geçip resmin.
Nehre bakan çocuk balkon kuşlarla arkadaş,
pencereyi açsam odaya girecek bulut
gölgeli bahçe alt komşum.

Benden geriye kalırsa bir ses,
kimsesiz kalan bu sokağın olsun.Sokaklar ki
evler gibi izdüşümü ruhumuzun, suskun tanıkları
ömrümüzün.

Oya Uysal
-Günaydın Sevgili Gece-

 

OYA UYSAL ISSIZLIK KOKUYOR ODAN

Akşam son renklerini de bıraktı dağınık saçlarına
sırlar yüzüyor dalgın gözlerinin buğusunda
ıssızlık kokuyor şimdi odan.

Ah! uymuyor bir günün bir gününe senin
çocuk gövden sokaklarda sekerken dün
yazdan kalma alçacık, pembe bir buluttu elbisen.

Yaza ve aşka ilişkin saklanmış birkaç resim
-elin varmadı da yırtmaya-
karanlık çekmecen gizli bir gökyüzü oldu
iki sırça kumruya.

Akşam son renklerini de bıraktı dağınık saçlarına
sırlar yüzüyor dalgın gözlerinin buğusunda
ıssızlık kokuyor şimdi odan.

Oya Uysal
-Uçuruma Düşen Nehir-

Ay – Oya Uysal

OYA UYSAL AY

Akşamın giderken bıraktığı bir dizeden doğuyor ay
acıtarak annesini.

Çıkıp çocuk adımlarıyla bir masalın içinden
ölü doğmuş annemi bile okşadı bir peri.
Gümüşe boyandı oda. Masa, büfe, sedirde uyuyan
kedi.

Eskiden de burada mıydı
bu gidecek bir yeri yokmuş gibi duran
sokak
- Hadi al gel de çocukluğunu gidelim uzaklara
diyorum
eve çağırıyor annesi.

Kaygılardan yapılmış kalbime gülümseyen sokak
beni kuytunda sakla,
çünkü dönemem artık uyanınca unutulmuş o rüyaya,
beni gölgenle sar, beni benden koru,
alacakaranlığında.

Ölü doğmuş annemi bile okşadı bir peri.
Gümüşe boyandı oda. Masa, büfe, sedirde uyuyan
kedi.

Akşamın giderken bıraktığı bir dizeden doğuyor ay
acıtarak annesini.

Oya Uysal
-kimselerin akşamı-

 

OYA UYSAL AKŞAMA AÇILAN PENCERE

Solmaya yüz tutmuş bir gül gibi boynu eğildi günün.
Akşam, iç çekme vakitleri…

Yayılırken şehre bir salgın gibi kalabalık,
birbirine dolanmış dallarıyla uğultulu bir orman,
alacakaranlık.

Gerçek olmaktan korkan bir hayal kadar sessiz
ve uyumsuz olan ben,
yanlış sokağa taşınmış kabul görmeyen yaban.
Kendi hayatına hükmü geçmemişlerin
kıskanç bakışlarından
seyredip sevdim hayatımı,
kendimden kaçıp sığındığım hayatı.

Akşam. Okşanmamış saçlarımdan öpen akşam,
yalnızlığımdan. Tam da sırtımı dönmüşken düşlere
bir düşün peşine düşmek böyle birdenbire,
tam da düşlediğim gibi düşlerimden öptü akşam.

Solmaya yüz tutmuş bir gül gibi boynu eğildi günün.
Akşam, iç çekme vakitleri…

- Hava poyraza döndü, diyor
içerden büyükannem
-Kapa pencereyi.

Oya Uysal
-kimselerin akşamı-

 

 

 

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 177 takipçiye katılın